“Kusursuz” kadınlar..

0
80
Nevin Çınar

İzmir’de havalar birden ısındı…yaz geldi gibi.

Artık herkes “kusursuz” olma ya da aza indirgeme derdinde.
Yürüyüş parkurları, sahil kenarları, dağ tepe yürüyüş yapan insanlarla kaynıyor.
Yürürken bir taraftanda kulak dolgunluğu ile öğrendiği, ya da bir yerlerde okuduğu hareketleri yapma derdinde… kollarını, vücudunu şekilden şekile sokarak, oynatarak yürüyorlar.
Her belediye başkanı, ilçe sakinleri için, belirli yerde jimlastik yapmalarına amaçlıyan aletler koydu.
Buraya adeta abone olan insanların belki de tek amaçları, selülitsiz ve yaza ince bir vücutla girmek…
Yani, deli gibi altı yedi ay, kış mevsimi boyunca ‘Homini gırlak’ yediklerini içtiklerinin geri dönüşümü olarak, yağ olmuş fazlalıkları bir ay bilemedin iki ay gibi bir zaman içinde atmaya çalışıyor.
Hit olmak!
Ben bunu çözemedim.
Daha evvelde yazdığım gibi yaz mevsimini, insanı miskinleştiren, delirten sıcağından dolayı sevmem.
Birde bazı insanların pis ter kokuları yok mu?
‘Oh my God’!!
Ben sevmiyorum diye yaz devreden çıkacak değil…Yani.
Hele hele güneşin o en kızgın zamanında saatlerce döner gibi vücudunu çevire, çevire yakma derdim de yok…
Denizle flört etme gibi bir sıkıntım da yok.
Zaten Aralık doğumlu bir kış kadınıyım.
Kışı seviyorum, ne yapabilirim.
Havaları sıcak görünce annemden kalma bir alışkanlık.
Kendi kendime  zaman yaratıp, yazlıklar kışlıklarla yer değiştirttim, geçenler de.
Beğendiğim bir pantolon, giydim, “aman Allah” farmuarın iki yakası bir araya gelmiyor.
Zor zahmet kapattım kapatmasına bu sefer fazlalıklar üstte birikim yaptı.
Evet…
Ya aldığım kiloları vereceğim,
Ya da imkan sınırımı zorlamayı bırak, “Olamayacak dua’ya Amin” der gibi, gardarobumu yenileyeceğim.
40 bedenden, hemen hemen 42 bedene doğru hızlı bir çıkış yapmışım.
Vallahi, Billahi benim derdim hit olmak değil hemde hiç değil.
Malum, zam zam üzerine yaşam çoook zorlaştı.
İnsanlarımızın tek amacı var o da karın doyurmak.
Hmmm öyle pirzola, etle falan değil.
Ya, sebze, ot falan daha doğru söylemek gerekirse ne bulursa.
Neyse.
Yeni almak yerine eski kıyafetlerime girebilmek için, fırsat buldukça yürüyüşlere başladım.
Vakit mi bulamadım, evdeki yürüme bantı devreye giriyor.
Koş Allah koş.
Artık bu hızla gidersem, bir haftada bir kaç gram veririm, diye düşünüyorum.
Enerji sarfettikçe karnım acıkıyor.
Her ne kadar rahatsızlığımdan dolayı mümkün mertebe az yenilmesini söylüyorlarsa doktorlar, tatlı da tek hastalığım, artık gerisini siz düşünün.
Yani, halim ne olacak?
İlk günü, tembelliği iş edinmiş ham vücudumun ağrısını bir tarafa bırak, yerimden kımıldamaya halim yoktu.
Nakavt olmuş gibi… sonra, sonra vücut bu tempoya ister istemez alışmak zorunda kaldı.
Bazen ne gerek var…”Boşveeerrr” diyorum.
Ama sonra kendimi toplayıp bu yaz kıyafetlere girmem…rahat rahat girmem lazım.
Yoksa cüzdanından çıkacak paraları düşün diyorum.
Sonuç, ne zamana kadar, ya da nereye kadar.
Bilemem!…