KOOPERATİFÇİLERDEN BASINA ANLAMLI DESTEK

0
58
Ünal Tümin

Malum, 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler bayramı” idi.

Adı “Bayram” a çıkmış bir kere; atsan atılmaz, satsan satılmaz..

Hani üzerine bombalar atılan, yakılıp- yıkılan, acımasız savaşlardaki kahramanlar gibi bizler de o gün, hep “elle gelen bayram” diyerek mesleki kuruluşlarımızın çatısı altında toplanıp bayrağı düşürmemek için “ittifak” yaparız. Daha doğrusu, emeklisi ile, işten atılmışı ile geriden gelen genç gazeteci kardeşlerimizin, fidanlarımızın kırılmaması için “Kalan sağlar bizim” zihniyeti ile 10 Ocakları kutsal sayarız…

Sakın ha! “İttifak yaparız” kelimesini cımbızlayıp siyasetin “laf ustaları” gibi üzerime pislik sıçratmaya kalkılmasın! Bizim ittifakımız “makam, saltanat, dört yıl daha vekil maaşı alayım mücadelesinin İttifakı” da hiç değildir…

Tabii ki, TBMM çatısı altında aramızdan çıkıp, orada halkın ve bizim mesleğin onurunu koruyan , gazeteciliğin tekrar bayram olmasına çalışan başta İzmir Milletvekillerimiz olmak üzere “sözüm meclisten dışarı” diyorum…

Neyse, açmayalım kutuyu, söylemeyelim kötüyü!..

Ben zaten Atilla Sertel’ den Tuncay Özkan’dan gerekli mesajları aldım!

* * *

Ben o gün, ne mi yaptım?

Her yıl olduğu gibi mesleğimin çatı kuruluşlarından İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ nin (İGC) Karataş’taki lokalinde düzenlediği kahvaltılı toplantısına arkadaşlarımla “çeyrek gevrek, bir dilim peynir, iki tane zeytin ve de bir bardak çayı” paylaşmak için koştum… Çünkü, 60 yıl bir İzmir gevreğini “gazeteci kahvaltılarında” paylaştım. Var günümüz de oldu, yok günümüzde…

Aaaa! O da ne?

Bizim lokal alışık olmadığı bir 10 Ocak toplantısına dönüşmüş; izdihamdan içeri giremedim!

Üstelik bir de açık büfe kurulmuş; bizim klasik gazeteci menün yerini Tire Süt Kooperatifi’ nin “Üreticiden Tüketiciye” sloganı ile ürettiği ürünler almıştı! Üstelik yine Ege’ nin, daha doğrusu İzmir’in mümbit topraklarında olduğu gibi Bademli Kooperatifi’ nin de  50 yıla yakın çalışmalarıyla iç ve dış pazarda kabul gören meyve

leril vardı…

Aslında bu sofraya “Halil İbrahim Sofrası” gibi bakmadım! Orada verilen mesaj şuydu: “Bakın bizler de sizler gibi gerek doğal şartlar, gerek iklim değişikleri ve de gerekse Hükümet’in uyguladığı yanlış politikalara karşı direnç gösterdik, ayakta kaldık. Sizlerin bu 10 Ocak acı Bayramınızı anlıyoruz. Direnmeye devam, devam edin. Sizlerde ayakta kalarak ürününüz olan gazete ve yayınlarınızı bizim gibi kurtaracaksınız. Onun için kooperatif başkanlar, üreticiler olarak bu çatıyı doldurduk ”

Ve “çam sakızı, çoban armağanı” olarak Tiremizin o güzel ikramlarını görüp geleceğe umutla baktık.

Eh zaten Urla gibi, Seferihisar gibi, Tire, Ödemiş, Kemalpaşa, Menemen, Foça, Bergamapazarlarını gezip Akhisar‘ın o dünyaca meşhur zeytinini yıllardır sütunlarında teşhir eden basın emekçilerinin de zincirleri kırıp, yasaksız, özgürce yazabileceği bir Türkiye umudu ile gelecek 10 Ocakları bekleyelim. Elbet güneş bir gün bizim de tarlamızda da doğacak, tutuksuz gazetecilerin “bayram yapacağını” görecektir…

Sakın Tire, Bademli kooperatifleri ve yöneticilerinin bize verdiği desteği gözardı etmeyelim.

* * *

Eh! tabii, basın bir üyesini kaybetmeye devam ediyor. İşte 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayram gününde sevgili Vecdi Altay kardeşimizi de kaybettik. Dün, İGC önünde , sonra da Karşıyaka Belediyesi önünde yapılan törenlerin ardından Altay’ ı ebediyete uğurladık. Nurlar içinde yatsın…