Burhan Çınar

Önce Konak Sosyal Güvenlik Merkezi’ne (SGM) bir işim için gittim. Aslında sadece bir soru-cevap işimi görecekti ama ne telefonu açan ne de santralden anonslanan Konak SGM’nin internet adresi açmadığı için gidip sıraya girdim.

Önce danışmaya neden geldiğinizi söyleyip size verilen fişle 11 tane bankonun hizmet verdiği salonda bekliyorsunuz. Baya bir bekledim ama sıra bana geldiğinde işlemim için yanlış fiş aldığım sonucuna ulaşıp, yeni bir fişle üst kata yolladılar.
O telefonu açmıyorlar ama o kadar boş beleş çalışan elleri arkalarında dolaşıyor ki…
Sorsan aldıkları maaşıda beğenmiyorlardır. Herkes birbirine iş buyuruyor. Bankolarsa iş yoğunluğundan kafayı yemek üzereydi.
Ardından Konak Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’ne de bir başka iş için uğramam gerekti. Onları da en az 4-5 defa aradım. Onlar da telefonu açmıyor.
Bir dilekçe doldurmam söylendi. Görevli bayan, daha kapı gibi 3 iş günü olmasına rağmen bu ay bitti. Önümüzdeki ay değerlendirilir dedi.
Arkadan bir kapı daha açıldı. Ocak gibi bir yerde oturan 4-5 kişi melül melül bakıyordu.
İŞTE SİYASETİN ÜLKEYİ GETİRDİĞİ TABLO
Konak Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü ya da SGK İzmir İl Müdürü ne iş yapar bilmiyorum ama kendi kurumlarını dahili numaralarından hiç aradıklarını sanmıyorum.
Günümüzde iktidar şakşakçılığı ve sosyal medya gevezeliği kamunun tüm iş, oluş ve eylemlerini bu hale getirdi. Hayırlı olsun. Ya da farklı dillerle padişahım çok yaşa!…
***   ***   ***   ***
İZMİR POLİSİ ŞEFKATİNİ KÖPEĞE ÇEKİÇLE SALDIRANDAN YANA KULLANINCA..
Uzun bir süredir yazı yazmıyorum. Bir çok manevi değerin içinin boşaltıldığı, sadece adıyla anıldığı bir hale geldik. Neyi, niye anlatmaya çalışacaksın ki?
Öte yandan psikolojisi bozuk şeytanlaşmış insanlarla uğraşmaktan da çok sıkıldım. Yeri geliyor ateist olduğu yakın çevresiyle bilinen insanlar cami yaptırma derneği kuruyor, yeri geliyor Allah’a yalan isnat eden siyasilere ağzını açacak iman ve ilim sahibi bulamıyorsunuz.
Ben tam da öylesine sıkılmışken, bir de oğlum Furkan’ın morali alt-üst oldu.
Allah nasip ederse 2 ay sonra bizim Furkan üç yaşına basacak. Bu üç yıl boyunca önce kedileri çok sevdi sonrasında ise kamyonları. Balçova Belediyesi’nin çöp kamyonlarını uzun süre ilgiyle izledik.
Nedendir bilmiyorum memleket böyleyken bile çocuklarımın vatan, millet sevgisiyle dolup taşmalarının hayalini kuruyorum. Tamam eleştirdiğimiz bir çok sorun var ama bunun nedeni para-pul ya da siyasi güç elde etmek için değil, tamamen ülke sevdamızdan geliyor.
“Bazen bu ülkenin nesini seviyorum?” diye kendimi sorgulasam da bu iş böyle…
Bir kaç gün önce Furkan, Balçova’daki evimizin kafesi andıran balkonunda annesiyle meyve yerken, adamın birine köpeklerin havladığını görmüş.
Adam elindeki çekici köpeğe sallıyormuş.
Yoldan geçen 1-2 delikanlı adama yapmamasını söylemiş. Ardından bir çift ve sokaktaki esnaflar…
Herkes birbirine girmiş manzarayı görünce…
Biri polisi aramış anlaşılan, bir süre sonra ekipler çakarları açık gelmiş.
Arabadan çıkan polis memurları önce sokak köpeklerine saldıran adamın yanına gidip tanıyormuş gibi tebessümle elini sıkmışlar. Ardından o adamı yanlarına alıp bir dükkana girmişler. Bir kaç dakika sonra o genç delikanlılardan biri – sanırım ne olduğunu merak edip- o dükkanın önünden içeri bakmış.
Ve sen misin bakan! Polislerden biri o delikanlıyı tokatlamaya başlamış, ardından diğer poliste ona destek vermiş evire çevire o çocuğu dövmüşler.
Mahalleli balkonda yapmayın etmeyin diye bağırmış.
Sonrasında bir başka ekip daha olay yerine gelmiş. O arabadan çıkan polislerden biri mahalleliye “Kusura bakmayın bu arkadaşlar oruçlu, o yüzden patlamışlar” diye seslenmiş.
Sonuçta sokak köpeğine çekiçle saldıran adamı kibarca ekip arabasına bindirip çekip gitmişler. Zaman geçince kalabalık yatışmış, millet isyanda etse evine girmiş.
Bu anlattıklarımı bire bire yakın mesafeden gözlemleyen canımın yarısı oğlum Furkan’ın söylediği tek bir cümlede şu:
 -Artık polis olmak istemiyorum.
 Furkan’ımı artık yalvara yakara aldırdığı polis arabalarıyla oynarken de görmüyorum, o kardeşine hava basmayı sevdiği polis kıyafetleriyle de.. Ve eve kim gelse ya da kimle karşılaşsak “Polisler adamı dövdüler” diyor.
Benim oğlum -hem de bana rağmen- artık polis olmak istemiyor…
***   ***   ***   ***
En yukarıda gördüğünüz fotoğraf Danimarka’ya gelen mülteciler arasında bulunun küçük Suriyeli kız çocuğu ile oynayan polis memuruna ait. Adama dünyanın her yerinden evlenme teklifleri yağıyormuş!