Burhan Çınar

Bir zamanlar vatan sana “canım” feda diyorduk!

Memleketin ve dünyanın son dönemde teknolojinin eliyle yaşadığı değişim ve dönüşüm dudak uçuklatacak hızla sürüyor.
Nereye varır bilmiyorum ama bildiğim bizi değersiz bırakmakla sonuçlanacağı…
Geçtiğimiz yüzyılın başında yaşanan materyalist ve dinci/milliyetçi akımlar evrildi çevrildi önümüze ruhaniyetçiler ve deistler diyebileceğimiz yeni oluşumların önünü açarak, eriye eriye geldi.
Saçma salak new age ruhçuluklar, yaratıcının elini hiç bir şeye sürmeyip uzaktan baktığı modelde inanç sistemleriyle karşılaşıyoruz.
Memleket sevgisi ise bugün “Vatan sana canım feda” duygularından baya bir uzaklaştı.
Milletvekillerinin utanmadan asgari ücretin brüt 9 katı olan maaşlarıyla geçinemediğini söylediği bir ülkedeyiz artık!
Teknoloji dedik, bu adamlar nasıl oluyor da sosyal medyada zirve yapıp gündeme oturan bu konuyla ilgili sıkılmıyor?
Çoluk çocuklarının yüzlerine nasıl bakıyorlar?
Onlar sanırım ciddi bir operasyon geçirip ar damarlarını aldırmışlar. Vatan sevgisini bir yana bırakıp insanlık değerlerinden uzaklaşalı baya bir olmuş, kara gözükmüyor/ ayakları da yere değmiyor.
İyi ki milletvekili değilim!
İktidar ise vergilerle ve diğer kamu gelirleriyle yatırım yapmak yerine, kendi avanesini beslemeyi ve ülkenin bir çok değerini yandaşlarına peşkeş çekmeyi sürdürüyor.
Bizim ülkemizde siyaset ne kadar da omurgasızca yapılıyor böyle..
Allah korkusunu geride bırakmışlar, insani değerleri de öyle..
Memleketimin dört bir yanından çıkan gariban çocukları uzman erbaş olup, vatanı için şehit oluyor.
Bazımız Suriye’de bazımız, Ak Parti öncesi biten ve aynı dönemde tekrar başlayan kahpe terör örgütleri yüzünden memleketin bazı yerlerinde şehit oluyor, bir de utanmadan bu son yolculukları siyasi malzeme haline getiriliyor.
Siz bugüne kadar son 15 yılda bir nedenle trafik kazasından teröre, zehirlenmeden bilmem neye kadar vefat eden birinin sorumluluğunu göğüsleyip, elini vicdanına koyup istifa ettiğini gördünüz mü?
Bunlar sanırım gerçekten de iyi günlerimiz.
Bugün kutsallaştırılıp sarayda çakma Osmanlı özentiliğine soyunan, Arap kültürünü din diye satan anlayış yarın daha beterini yapmaya çalışacak.
Artık dağlarımız, ormanlarımız bile birilerine peşkeş çekiliyor.
Hem memleketin halinden hem de bitip tükenmeyen kronik sorunlarından çok sıkıldım.
Herkesin gazetecilik yapıyorum demesinden, siyasilerin kendi çoluk çombalağını işinden askerliğine kadar sistemin dışına atmasından, insanların git gide psikopatlaşmasından çok sıkıldım.
Bu hayattayken memleketi yöneten kadroların omurgalı ve gerçek anlamıyla vatansever/ adaleti tecelli ettirecek insanlar olduğunu görmeden gidersem gözlerim açık kalacak.
Allah bu milletin içinden çıkan yöneticilerinin yüzü kızaran, onurlu insanlar olmasını nasip etsin.
Bir toplumu oluşturan fertler kendi iç dünyalarındakini değiştirinceye kadar, Allah onların oluşturduğu toplumu değiştirmez. Rad 11
Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Enfal 53
***   ***   ***
Bu en yukarıda gördüğünüz fotoğrafı bu sabah Üçkuyulara giden İnciraltı otobüsünde çektim.
Türk Dil Kurumu’na muhtaç bir isyanı İzmir’deki otobüs koltuklarına bile taşımışlar.
Millet Suriyeli mevzusundan bıktı. Bugün kent merkezindeki metro girişleri Suriyeliler ve minik bebeleriyle dolu ve hepsi dileniyor.
Sen devlet olarak 4 milyon kişiyi alıyorsan entegrasyonu nasıl olurda yemeden-içmeden başka bir şey yokmuş gibi algılarsın?
Bugün dilencilik yapan o çocuklar yarın bu memlekette kriminal suçlu olacaklar. Almanların 1960’lardan beri yaptığı bu entegrasyonun çeyreği yapılmadı.
Millet tepkili ama sen Suriyeli olsaydın ne yapardın?
“Git vatanını kurtar” diyorlar.
– Gidip Esat’ın ordusuna yazılıp Rus emperyallerin kucağına mı oturmalılar?
– Yoksa PKK’lı itlerin Suriye uzantılarıyla bir olup, ABD’nin köpeği mi olsunlar?
– Radikal terör örgütlerine katılıp Afganistan’dan beter bir hayata mı atılsınlar?
– Türkiye’nin kontrol ettiği alana gidip o nüfusun hangi biri yaşasın?
– Hangi vatanlarını, kiminle kurtarsınlar?
– Sizce burada, mesela Karabağlar’da bo.tan bir tekstil atölyesinde çalışıp asgari ücretin altında günde 12 saat ter dökmek çok mu güzel bir hayat?
Kimse kusura bakmasın biri birinden hesap soracaksa, bu insanları böylesine kontrolsüz şekilde ülkeye sokup gözlerini kapatanlara çatsın. Adamlar öylesine hoşnut bir hayat yaşasaydı kıçı kırık botlarla çoluk çocuğunu ölüme atarak Ege Denizinden batılı devletlere kaçmaya çalışmazlardı.