Burhan Çınar

Uzaktan davulun sesi hoş geliyor denilir. Türkiye’den binlerce kilometre uzakta olup vatanım diye yanıp tutuşan kardeşlerimiz de vardır.
Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Eğer ki bir komşu kızına/oğluna vurulmadıysanız ikide bir sizden “Vatan, millet, sakarya” edebiyatı beklemek doğru değil.
Aslında hangi vatan, hangi millet hangi Sakarya diye sormalı.
Alt kimlik, üst kimlik saçmalığı yerini bir garip milliyetçiliğe bırakırken, vatan adını verdiğimiz kutsallık atfettiğimiz bu topraklarda daha da yalnız kalıyoruz. Hayat sokakta gerçektir. Alın size sokaktan bir örnek.
Bayramın ilk günü çoluk çombalağı eve bırakıp baba yadigarı 4 lastikli takamı bir yıkatayım dedim. Normalde sit alanı olan ama kaçak yapılaşmanın affedildiği bir bölgedeki yıkamacıya girdim. Nadir gitsem de bu yeri ben seçtim, çünkü sahibi gerçekten esnaf adamdı..
İlk adımda bir farklılaşma gördüm. Tuhaf bir tip kafasını uzattı “İç – dış ve motor ne kadar?” dedim, demez olaydım.

YERSEN 70 YEMEZSEN 50

Adam aksanı gereği büyük ihtimal Suriyeliydi. 70 liraya yıkarız ama 100 liraya koltukları da ayrıca özel temizliyoruz mealinde bir şeyler söyledi. Tam yıkasınlar diye düşünürken karşımda asılı afiş dikkatimi çekti, aynen şöyle:
“İç, dış ve motor 50 lira”
Burda 50 diyor sen 70 diyorsun deyince önceden hazırlanmış cevap şöyle geldi:
“O eski fiyat abi!”
Aha işte sizin orada öyle Almanya bir başka yüce ülke demeyin sakın. Yemezler..

 

İNSAN OLAMAMIŞLARIN ÖYKÜSÜ BU

Zihniyetin coğrafyayla değil bizzat bizimle alakası var. Mesela Türk milliyetçisi takılan bir Hamburglu kendinden “Emin” bir gazeteci hem de “Bayram” öncesi bana eksik ödeme yaptı. Kibar bir şekilde mesaj atıp hakkımı istedim. Ama emek hırsızlığı bu ya cevap bile vermedi.

Ben 30 yıldır gazetecilik yapıyorum diye öğünen adamın kaşarlığı “Arada çok mesafe var salla” diyerek zirve yaptı heralde.

Emek hırsızlığı yapan bu kişi bir de Gazeteciler Birliği başkanı çıktı!

Gazetecilerin hakkını savunması gereken kişi, çevir kazı yanmasın yapıyor!

Vallahi pesss!

Sizce ben Alman olsaydım başıma bu gelir miydi? Namuslu ve onurlu insanlar bunu yapmaz, yapmamalı. Kimsenin kimseyi sömürmediği bir düzen yerine tercih edilenlere bak!

Yoldan gelip yola gidiyoruz. Allah korkusu, adalet fıtratı olmalı insanın. Bu yoksa zaten yapabilecek bir şeyimiz yok demektir. Sen 30 yıllık gazeteci de olsan iş yaptırdığın insanın emeğini haksız yoldan sömürmek için dansözlerden beter kıvırırsın. Adam olan borcunu öder.

İşin özeti ise Gazali’nin söylediği:
Mezardakilerin pişman olduğu şeyler için dünyadakiler birbirini yiyor.

 

BUNUN TEK ADI EMEK HIRSIZLIĞIDIR

Ahlaksızlık her zaman bir şeylerin arkasına sığınır. Aydınlığın olmadığı yere karanlık denilir. Karanlık bir oluş durumu değildir.
O halde kim olursa olsun doğruyu söylemeli insan.
Memlekette bir taraf Maun Suresi’nin lanetlediği israf ve kamu talanı ekolü yaşatılırken diğer taraftaki sıradan insanlar markete gitmeye bile korkar durumda. Fiyatlar almış başını..
İnsanların adalet duygusuna ihtiyacı her geçen gün artıyor. Başta söylediğim araba yıkama istasyonu birinci derece sit alanına kurulmuş yani kaçak.
Aflarla imar barışlarıyla haramı helal ediyorlar. Bayramda açmakta kanunen yasak ama sorun değil heralde. Bize 20 lira giydirmeye çalışan Suriyeli gariban parçası da ontolojik olarak orada olmamalı değil mi?
Peki bunlar başımıza nasıl geliyor o zaman sizce?
Sorun kendinize Almanya’da olsa bunlar yaşanır mıydı?
AKP’li CB Erdoğan, Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanlığı binası için “malum İngilizlere ait bir gecekondu” diyerek size de külliye, millet bahçesi yapalım dedi!
Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı denilen zat ise bu söyleme “Devletlerin itibarı binalarının ihtişamı ile ölçülmez” diye cevap verdi.
Bu söylem son yirmi yılın tarihi ayarı olarak kayıtlara geçti. Peki sizce kocaman zevksiz binalar yapmak mı makbul? Yoksa Akıncı doğru mu söyledi?

Not: Bu yazı Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde yayımlanan Bayern Ses Gazetesi’nin Kurban Bayramı sayısından alınmıştır.