Burhan Çınar

Akıl almaz olaylar yaşıyoruz. Çok garip bir değişim, dönüşüm süreci geçiyor.

Koronavirüs hastalığı dünyanın dört bir yanında kayıtlı-kayıtsız ölümlere yol açıyor. Cengiz Han’dan beri böylesine kitlesel ölümler anca dünya savaşlarında olmuştur heralde. Cengiz Han’ın bırakın karşısına çıkanı ve onun çoluk çocuğunu eşini, adamın tavuklarına kadar öldürüp geçtiği söylenir.

BU ZAMANIN KATİLİ GÖRÜNMEDEN GELİYOR

An itibari ile Türkiye’de 3081 kayıtlı ölüm var. Kayıtlı diyorum çünkü bu lanet virüs kalp krizinden, çeşitli iç organlarının iflasına kadar azraile farklı farklı gömlekler giydiriyor. Gerçek sayıyı bilmiyoruz, belki de hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz. Bilebildiğimiz sayılar ise çok ürkütücü. Küresel süper güç ABD’de 1 milyona yakın kişi bu virüse yakandı, ve an itibariyle 55 bine yakın ABD’li öldü.

Koronavirüs bazı bilim adamlarına göre doğal bazılarına göre ise insan yapımıymış. DNA’sında evrimsel izler taşıması nedeniyle yapay üretilen biyolojik savaş bombalarına hiç benzemiyormuş. Ama kimisine göre ilk görüldüğü yer olan Çin’in o bölgesinde buna benzer virüsleri üreten bir laboratuar var olduğu için ya kaza ya da bilinçli bir saldırı.

Bir virüs kendini unutan o küstah “insanı” süründürüyor.

 

MİTÇİ KAYNAK OLSA NE DERDİ?

 

İnsanın aklına rahmetli Mahir Kaynak’ın suçluyu bulma stratejisi geliyor. O tetikçiyle uğraşmaz bu olaydan en çok kötü şekilde etkilenin hedef olduğunu söyler, en çok fayda sağlayanı ise fail yapardı. Hedefte batılı ülkeler var gibi duruyor.

Belki biz de olmayabilir ama insan hayatının değeri bir hayli yüksekmiş gibi gözüken batılılar ve kapitalist/küresel sistemleri var.

Fail kim konusunda ise bazısı göklerin hükümdarlığına işaret ediyor ama ben bir ayıyla asla yatağa girmeme nasihatinin önemine inanıyorum! Her şey ürkütücü bir hal almaya başladı. Ölen insanların sayılarına bakınca iz bırakacak değişim ve dönüşüm geliyor.

 

GÖRÜNMEYEN KÖYÜ BİLMEM AMA GÖRÜNEN KÖY BU SİSTEMİN YIKILACAĞI!

 

Bu mesele bilime tapan materyalist bakışın elinde patladı. Bir mikroskobik varlık yüzünden eve kapanarak korunuyoruz ya.. Çözümü üretecek olan bilim iyi de, konusu tapınma aracı/mezesi olmak değil..

Ufocular ruhçuluğa, ruhçular bilimkurguya, kılperestler seküler bakışa, akla tapanlar acizliğe evriliyor… İnsanlığın vay haline.. Anladığım tek şey baya büyük bir gerçek ya da gerçeğe dönüş geliyor galiba ki, önce fason inanç/düşünce/felsefeleri salladı ve deviriyor.

Bu virüs gösterdi ki insanlar ihtiyaçlarının çok fazlası için çalışıyor. Bize sunulan tüm yapaylık dağılıp gidiyor. Bu paradan yönetime, işe yaramaz din adamlarından ticaret odası aidatlarına kadar… Sadece Türkiye’de milli gelirin yarısını, nüfusun yüzde 20‘si alıyor. Kalan yüzde 50 ise nüfusun yüzde 80’inin gelirinin toplamını oluşturuyor. Pastadaki ranta bakar mısınız? Bunun neresi adil? Rant diyorum, çünkü birileri birileri sayesinde para kazanıp, o kişilere haklarını tam anlamıyla hak ettiğini vermiyor!

Bir kere bizdeki şu siyasi sisteme bakar mısınız? Adam (lafın gelişi) millete hizmet etmek ve aynı ülke halkının devlet şefkatiyle, adalet ve huzuruyla buluşması iddiası ile bir yerlere aday oluyor. Seçilince ise daha 10 dakika geçmeden görevli yerine EFENDİ, başkan vs oluyor. Sümer panteonundaki (tanrılar meclisi) ilahların arasına karıştığını sanıyor.

EFENDİ hazretleriyle sırandan varandaşların garip, iğreti, haksız ve alçaltıcı ilişkisine tokadı vuran korona virüsü sistemi sallayıp devirecek.. Mallık yaparak direnenler ise kanserden hızlı ahirete intikal edecek.

 

HAYAT SOKAKTA GÜZEL DERDİK!

 

Neredeyse 2 aydır evde yaşıyorum. Belki de çocukluğumdan beri evde hiç bu kadar vakit geçirmedim. İnsan bir süre sonra kendisini mandıra filozofu rahatlığında hissediyor. Acaba gerçekten de her Allah’ın günü işe gitmeli miydim ? diyoruz. Hayat ihtiyacınız kadar paranız olsa evde de güzelmiş dedirtiyor. Tabi faturaları ve ödemeleri görene kadar.

Ne zaman alışveriş yapmaya çıksam bu koronavirüsü kimsenin umursamadığını, bazısının da umursuyor gibi yapıp türlü önlemleri geçiştirdiğini görüyorum. Siyasette de ülkede de garip şeyler oluyor. Papazı bulduğumuz süreçle başlayan ekonomik kayıplar yarınlar konusunda beni çok kaygılandırıyor.

Bir tarafta israf sarayları, bir tarafta ilkesiz bir bakışla umursamaz havalı haller memleketi yönetenlere hiç yakışmıyor. En garip durum ise Alaattin Çakıcı’nın Erdoğan’a rağmen ve Erdoğan’ın imzasıyla serbest kalması oldu.

 

BAŞKA TÜRLÜ BİR RAMAZAN!

 

En azından bu #Ramazan teravi var mı yok mu kavgası çıkmaz. Devletin milletin parasıyla kimse kimseye hava atmak için bol israflı, yetim hakkı dolu iftar sofraları olmaz. Dini, siyasi ve ekonomik karşılığı olan talan ellerinde patlar.

Allah milletini seven ve onlar için mücadele  etmekten başka kaygısı olmayan yöneticileri korusun. Herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. Unutmayın gerçek sandığımız bu hayatın aslında gerçek olmadığını bize gösteren şeye “ölüm” denir. Ölüm, hayattan daha büyük bir gerçek..

 

Hadis’e! bak..

 

– “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür; nasıl ölürse öyle dirilir; nasıl dirilirse öyle haşrolur. (Toplanmak, kıyamet günü dirilip bir araya gelmek)”

– “Sevdiğini ölçülü sev, bir gün sevmemen gerekebilir. Sevmediğine ölçülü davran, belki bir gün sevebilirsin.”

– İnsanlara merhamet etmeyene, Allah merhamet etmez.

 

SON SÖZ

Evrilmek, bir biçimden bir biçime doğal olarak dönmek diye tanımlanan eylemdir.

“Ama değişmek, evrilmek başka, döneklik başka şeydir”