Burhan Çınar

Dışarıyı öven cümleleri sevmiyorum ama 3’üncü sınıf bir hizmetle karşı karşıyayız.

Devlet yardım ediyor deniliyor. Ama bin lira vermenin ötesine geçildiğini söylemek biraz zor.

HERKESE VAR, BİZİM JÖNE YOK!

Onu bile herkese vermiyor. Geçenlerde sanatçı, aktörlük yaparak geçimini sağlayan ve çok uzun süredir ne sigortası ne de geliri olan bir yakınım bu yardımı alamadığını söyledi.
Devlet temsilcisini aradı, o başka yeri arattı. En sonunda Beşiktaş Kaymakamlığı tarafından bu ödemenin/yardımın kendisine yapılmasının kurul kararı ile onaylanmadığı bilgisine ulaştık.
İzmir’de Ballıkuyu’da baba ocağı, kardeşi İstanbul Beşiktaş’ta oturuyor. İkameti Beşiktaş’ta ama kaymakamlık olmaz demiş. Neden diye sordu? Bir daha başvurun ben bilmem dediler.
Bu anlamsız dışlanma karşısında üzüldü, aslında üzüldük. Ama hal böyle işte.

İZMİR’DE DURUM FARKLI MI?

Ben pandemi sürecinde yerel yönetimlerin de hiç bir şey yaptığını düşünmüyorum.
Üçkuyular metro girişindeki dezenfektanlar ya boş ya da bozuk mesela.
Bir de oraya diktikleri güvenlik utanmadan üzerine “Bozuktur” diye yazı asmış.
Koskoca kentte, kı.ıkırık bir plastik parçası bile doğru çalışmıyor.
Müstakil bir evde yaşama imkanım olsaydı ne metroyu, ne otobüsü kullanmazdım.
Ama işe gelmek zorundayız ve kimse çalışmıyor herkes kulağının üstüne yatmış.
Yazının başında 3’üncü sınıf hizmetle karşı karşıyayız dedim. Az bile söyledim 5’inci sınıf demeliydim.
Bu ara işim gereği Avustralya’da yayın yapan Türk basınını takip ediyorum.
Genelde yabancı siteler ama her haberde insan kendine “Bunlar insansa biz neyiz, biz insansak bunlar ne?” diye soruyor.
Şu habere bakar mısınız?

Broadmeadows’ta korona testi işte böyle yapılıyor!

Vay be dedim. Bir eyalette görülen 33 vaka için adamlar yorganı yakıyor. En az 100 bin test yapalım diyorlar, kapı kapı dolaşıp korunma yollarını arıyorlar, anlatıyorlar.
Bizde bugünkü rakam 1.492 ey ahali!
Adamlar istatistiki olarak yabancılarda görünme oranı bir tık öne çıkınca acaba nerede  yanlış yaptık diye sorguluyor.

TEK CANLI SUPER MARİO GİBİYİZ!

Size bu sabah yaşadığım manzarayı anlatayım.
Otobüse binip metroyla devam ettim. Otobüste ilk kez dezenfektan gördüm!
O da camsilden bozmaya benziyordu ve plastik kelepçeyle tutturulmuştu.
Metroya girdiğimde ise hemen sağımızda yer alan dezenfektan boştu. Zaten genelde üzerine bozuk yazıyorlar.
Metro son durakta durunca, yazları bir kamyonetin arkasından duman sıkarak sinekleri öldürmeye çalışmak çapsızlığında olduğu gibi duman sıkıyorlar.
Çıkışta zaten her hangi bir şey yok.
Hadi dedim bitpazarı girişinde bir boyoz alayım. Aldım almasına ama çöpe attım.
Adam ne maske takmış ne eldiven, bir de susmadan konuşuyor.
Ağzından saçtığı partikülleri, hasta olup olmadığını bilen var mı?
Sizce Konak Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ya da İl Sağlık Müdürlüğü bu adama gidip hastalığı anlattı mı?
Pandemi sürecinde korunma yollarıyla ilgili bilgilendirme yapıldı mı?
Peki en ufak bir denetime tabi tutuldu mu?
Zabıta, görevli sağlık personeli başına dikilip, senin masken / eldivenin nerede diye hesap sordu mu?
Aldığımı çöpe attım..
Yol üzeri bir diğer fırına gireyim diye merak uyandı içimde..
Adamı fırından çıkardığı tepsideki sosisli açmalara çıplak elle dokunurken gördüm.
Hep bana mı denk geliyor anlamak mümkün değil?
Görevli çocuktan kaşarlı açma istedim.
O da çıplak elini kağıt poşede soktu, kağıdı açtı böylece!
Maşa ile tuttuğu açmayı elini sokarak açtığı kağıda salladı!
Maske var mı? YOK
Maşallah çenemizde hiç durmuyor.. Onu da attım çöpe, oldu mu iki?
Durum bu, vakalar bu.
Bu lanet olası hastalık pike falan yapmayacak, tsunami geliyor!
İnsan hayatının bu kadar ucuz olması, tepeden tırnağa gelişmiş ülkeler bir şeyler yaparken bizim durumumuz tam bir drama.
İşini hakkıyla yapamıyorsan yürü git, elbet bir çok yiğit çıkar adam gibi yapar.
Ama siz Çiğli’ye başkan olmak isteyeni Narlıdere’ye, Büyükşehir’i isteyen Narlıdere’deki başkanı Konak’a atarsanız, bir de buna sandık/ seçim/ demokrasi edebiyatı derseniz durum böyle olur.
Kokuşmuşluk en baştan en aşağıya kadar sarıp sarmalamış.
O haberlerden sonra bizim manzaraya bakınca bir daha soruyorum, isteyen cevaplasın:
Bunlar insansa biz neyiz, biz insansak bunlar ne?