Burhan Çınar
Yaşanmışlıklarla sabittir ki insan beyni bir bilgisayar olsaydı bazen hata verdiği durumlar sıklıkla karşımıza çıkardı.
Kimi güzel bir ayakkabı almayı tüm hisleriyle arzularken kimiyse zamanın, mananın belki de kendi varoluşunun durduğu anlar yaşıyor. Acaip anlardan bahsediyorum. Hem de hayat böylesine mucizelerle doluyken işte o bilgisayar hata verebiliyor.
Hırslar, egolar, varlık sahnesinde insanlığı ve ortak değerleri utandıran konuları/ kişileri söylemiyorum. Onlar konu dışı.
Benim anlatmaya çabaladığım, bu tanımlamayı bir argüman olarak kullanan bir felsefe bakışı, insanın çok daha büyük bir varoluş için yaratıldığını o yüzden bu tip durumlarda kabına sığamadığını, gerçek kabın bir sonrakinde/ahiret yurdunda olacağını savunuyor.
Tüm farklılıklara rağmen yerkürede çoğumuz buna inanıyoruz.
Hayatta türlü mucizeler var, ancak bu tip inançsal durumların pek çoğunda akıl yetmiyor ya da aciz kalıyor gibi duruyor.
Bir bebeğin bir cmlik ken kalp atışını dinlediniz mi hiç?
Acayip bir şey bu varoluş.
Tabi bu vakalara söylenmesi gereken kelime varoluşsa.
Sizce o bebekcik varlık sahnesine çıkmadan önce neredeydi?
Perde kapanınca durumu ne olacak? Nereye gidecek?
İstediğiniz kadar inandığınızı söyleyin ama bunu şu anki idrak etme, hakkıyla anlama kapasitemiz pek yeterli gözükmüyor.
Belki de bu oluşları düşünmeye günlük koşuşturmalardan pek vakit kalmıyordur.
Hayat, Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün tabiriyle hidrojen ve oksijenin cenderesinde değil.
Bu kısa hayat 3 saatlik bir filmin 10 saniyelik özeti gibi.
Ne yapalım, bu akılalmaz düzen böyle.
Hemen şimdi diye bir şeyleri istemek değil bu. 100 yıl da yaşasanız varoluşu bizdeki akılcılık içinde anlamak mümkün mü?
Bu gerçekten böyle olmasa İbrahim peygamber bile insanın ölünce tekrar nasıl dirileceğini sormazdı.
Kalbi emin olsun diye anlamayı, bir mantık içinde varoluşsal nedenselliğin bir ayağını sindirmeye çalışıyor.
Sizin için onda güzel örnekler vardır denilen İbrahim peygamber sonuçta vahiy kavramımın ne olduğunu biliyor.
Bizim bilinemez diye ifade edebileceğimiz bir çok şeyi kanlı canlı yaşayan, Hakk katında tek başına ümmet olmayı başarabilen bir kişi bu.
Ama o bile anlamak için soruyor. Biz ne yapalım.
Hiç durmadan iyi/kötü mazeret üreten canlılarız. O hayat filminin 10 saniyelik özeti bile oradan buradan çalıntı, yavan ve keyifsiz olabiliyor.
Belki de hem insanı hem de varoluşu çok abartmamak lazım. Demiştim ya bu düzen böyle!