Yaşar Eyice

Her çocuğun ilk adımı olduğu gibi, her yöneticinin de ilk adımı yani icraatı olur…

Türkiye’nin kilitlendiği İstanbul seçimlerinde ‘Millet İttifaki’nın adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu bir değil 14 bin oyla, yani bir Anadolu kenti kadar insanın ‘Başkan’ seçildiğinde korkulan olmadı…

Yani başımıza ne dolu ne de taş düştü…

Şu anda meteorolojiye baktığınızda İstanbul’un güneşli olduğunu görürsünüz, ama seçimlerde olduğu gibi yine bazıları yanılmış…

‘Şu anda’ dedim ya, şu an, İstanbul’da ‘ahmak ıslatan’ dediğimiz cinsten bir yağış var…

Öften püften nedenlerle hâlâ bir şeylerin peşinde koşan, ‘Ekrem’i istemezük!’ diyerek bağıranlar, ‘Mazbatayı vermeyiz’ diye günlerce tepinenlere ben Reis’in cümlesiyle olayı özetleyeyim:

‘Atı alan Üsküdar’ı geçti, Yalova’ya bile ulaştı…’

Bir dahaki seçimlerde Bursa’ya ulaşacağını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

İmamoğlu verdiği ilk sözü yerine getirdi:

Sabah saat 08.00’de ilk talimatını verdi:

‘Öğrencilerin kullandıkları aylık ulaşım kartları 50 TL.’ye indirildi.’

Düne kadar AKP yerel iktidarında öğrenciler 85.- TL. ödüyorlardı.

Bakın bunu kim bildi biliyor musunuz?

CHP’lilerden önce yandaş medyanın ‘Sahibinin Sesi’ diye adlandırdıklarımız…

Bir türlü İl Seçim Kurulu’nun Ekrem İmamoğlu’na verdiği mazbatayı kabullenemeyen ve kişi ile kurumlara ateş püsküren yasa dışı laflar edenler şöyle diyorlardı:

‘Ya şimdi otobüs ve su ücretlerinde indirim yaparlarsa ne olur?’

Vallahi dedikleri oldu…

Dedim ya; ilk icraat öğrencilere otobüste indirim…

Sakıncalı görmelerinin nedenini de belirtti şu AKP’li yandaşlar:

‘YSK, mazbatayı geri alırsa, yönetimi tekrar bize verirse halk buna isyan etmez mi, tepki göstermez mi?’

Düşünceye bakın…

Bunlar hâlâ, yasalara rağmen, olmayacak duaya ‘amin’ diyorlar…

Her şeyden önce Reis, ‘Yeniden seçimi’ istemiyor…

Binali Yıldırım ise ilk andan itibaren karşı…

O şimdi ya yeni Kabine’de görev alacak, ya da Cumhurbaşkanı yardımcısı…

İkincisi daha gerçekçi…

Çünkü çok yoruldu ve adı yıpratılmaya başlandı…

Siliniyor gibi…

Hiç adı bir yerlerde geçiyor mu?

Herkes, ‘Ekrem İmamoğlu’ diyor her ağzını açtığında…

Çocuklar bile ‘Ekrem amcalarını’ tanıdılar…

Onu görünce yüzlerini gülümseme kaplıyor…

‘Diyet’i bir yana bırakalım….

İzmir AKP’deki birbirlerini yemeleri ve suçlamalarını da…

İki gün önceye gidelim..

Bakın ne yazmıştım…

Bir anımsatma yapayım:

*- İki gün önce…

AKP bavullar dolusu ‘olağanüstü’ itirazını Yüksek Seçim Kurulu’na verdiği sıralarda ben de ‘Demokrasi Nöbeti’ bekleyenlerin arasında Maltepe’de, Türkan Seylan Kültür Merkezi önündeydim.

Onlarca yüzlerce kişi geliyor, gidiyordu…

İlk dikkati çeken ise medyanın bile ikiye ayrıldığı idi…

Örneğin yandaş medyanın muhabir ve kameramanları metro girişi ve ana cadde tarafında, yani Kültür Merkezi’nin önünde idiler…

Yanlarında da polis memurları vardı…

Öyle ki, meraklı çocuklar ve öğrenciler bile bir metre yükseklikteki alana girdiklerinde hemen aşağıya indiriliyordu, her hangi bir sıkıntıya karşı…

Bir iki polis memuru ile muhabirlerin samimiyeti, birbirlerine akıllı telefonlardan bir şeyler göstermeleri ‘dostluk güzel şey!’ dedirtiyordu…

Kültür Merkezine yüzünüzü dönerseniz, sağ tarafta ‘Gülsuyu Semti Spor Kulübünün’ futbol ve basketbol sahaları vardı.

Sol tarafında ise yokuş bir yol arka tarafa çıkıyordu.

Binanın arka kısmı, dağ yontulmuş futbol sahasında büyük bir otopark elde edilmiş…

Örneğin; Altınyol’dan Karşıyaka’ya giderken, Bayraklı’yı geçtikten sonra nasıl Yamanlar kazılarak  akaryakıt istasyonu yapılmışsa onun gibi…

Tabii araçların dışarıya çıkması için özal dik bir yol yapılmış…

İşte bu yol ile diğer yolun buluştuğu alan polis barikatı ile kapatılmış…

Birinci, ikinci ‘Bekçi’ engellerini aştıktan sonra, üçüncü polis kontrol noktasında adınız listede varsa aşağıya iner, sonra otoparkı aşar, salonu girerken bir daha kontrolden geçersiniz.

Belki dikkatinizi çekmiştir, burada ‘üniversite mezunlarından’ oluşan genç ‘Bekçi’ kardeşlerimiz vardı…

Onlara sordum, aynı noktada kaç saattir durduklarını…

‘Sabah 08’den itibaren’ dediler…

Ben sorduğumda saat 21.00 idi…

Daha ne kadar aynı noktada dikilip dikilmeyeceklerini bilmiyorlardı, biri ‘Belki sabaha kadar, bilmiyoruz’ dediler…

İşte diğer yayın gurupları, örneğin fox tv, Halk tc. KRTC tv. gibi muhalif diyebileceğimiz ya da böyle düşündüğümüz muhabir ve kameramanlar ise burada idiler…

Yani bölünme burada da gözle görülür şekilde ortadaydı.

*-

Aslında Türkan Seylan Kültür Merkezine gelmek çok kolay…

Kadıköy’de, deniz motorlarının kalktığı, yani Boğazın Anadolu kıyısında Kadıköy metrosu var…

Binersiniz 30 dakika kadar sonra Gülsuyu istasyonunda iner ve uzun bir yer altı yürüyüşünden sonra ister yürüyen merdivenle isterseniz asansör ile yukarıya çıkar ve başınızı sola çevirdiğinizde ‘Sevgi ve dostluk kazansın’ yazılı Türkan Saylan Kültür Merkezi’ni görürsünüz… Üç adım ilerinizde ama kaldırımdan itibaren an azından 33 mette genişliğinde 50 basamak çıkmak zorundasınız…

Tabii bu normal zamanda….

Ama metroda ‘Maltepe’ durağında inerseniz yanılırsınız, bunu da anımsatayım…

Çünkü arada beş durak var…

*-

AKP’liler 4 ya da 5’er kişilik guruplar arasında geziyorlardı…

Ülkücüler de aralarda vardı ama bunların İYİ Parti’den oldukları belliydi.

MHP’liler küçük bir gurup oluşturmuşlar, bekliyorlardı.

Çoğunluk kadındı ve hepsi de ‘İmamoğlu’ diyor, başka söz söylemiyorlardı.

‘Mazbata’ sanki orada verilecekmiş gibi, herkes ‘Mazbatayı bekliyoruz’ diyorlar, bu arada oraya gelecek milletvekillerine ‘Ne oldu?’ diye soruyorlardı…

Yanıt hep aynı idi:

‘Az kaldı!’

Tabii bu ‘az’ bir türlü bitmiyordu…

Sonra dediler. ‘Cezaevi sandıkları da geldi… 9 tane kadar bunlar da sayılacak…’

*-

1089 sandıktaki yeniden sayım işlemi ne zaman bitecek?

İşte herkes bu sorunun yanıtını beklerken, gecenin ilerlemiş saatlerine doğru, bir görevli yanıma gelerek, ‘Yarım saat içinde bu iş biter!’ dedi…

Seçim Kurulu Başkanı da, bu arada salonu boşalttırmış, sadece belirli kişiler içeride kalmıştı…

Bu arada bilmem kaçıncı kez, CHP’li yöneticiler kalabalığa seslenerek, ‘Herkes evine gitsin, rahatça uyusun!’ diyerek kalabalığa hitap ediyorlardı.

Sonunda baklayı ağızlarından çıkardılar:

‘Biri çıkar bir yanlış yapar!’

Bence ‘Mazbatayı ver…’, ‘Başkan İmamoğlu’ diye atılan sloganlar normaldi…

Normal olmayan, daha doğrusu güvenlik sağlayıcıların dikkatini çeken ise, ‘Direndik kazandık!’ diyen bir gençler grubunun sloganları idi…

Sandıkta İmamoğlu kazandı değil mi?

Ama Maltepe’de kazanan ise sokakta pilav, ekmek arası köfte, bizim ağzımızla ‘gevrek’, hatta ‘tatlı’ satanlardı…

Biliyorsunuzdur ama, tekrarlayayım; 293 oy fark etti…

Bu arada unutmadan söyleyeyim:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li tüm belediyelerin uygulayacağı 10 maddelik ‘çalışma proğramı’ hazırladıklarını, bunların masasının üzerinde olacağını ve her hafta başı mutlaka okuyarak uygulayacaklarını söyledi.

Bu arada söz verdikleri gibi asgari ücretle çalışan tüm personelin maaşlarının 2 bin 200 TL’ye çıkarılacağını ve politika yapmayan, işinin dışına çıkmayanlara kesinlikle dokunulmayacağını ve iş barışının sağlanacağını açıkladı.

Bir milyon 700 bin kişinin son zamanlarda işsizler kervanına katıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, ‘Hani 2,5 milyon insanımıza iş imkânı yaratılacaktı?’ diye sordu…

Bir hatırlatma daha yapayım;

Sürekli ‘Son dakika!’ diye yayın yapan ve ‘Mazbata verildi ama YSK neye karar verecek?’ diye direnen yandaş basının can çekişleri sürüyor…

Ölçümlere göre izlenirlik oranlarının da neredeyse yüzde 90 düşüş gösterdiği belirlenen bu yandaş medya bakalım kendi aralarındaki iç hesaplaşmada ne yapacaklar?

***-

GÜNCEL

*- Konserler dönemine giriyoruz

TEV İzmir Bağışçılarla İlişkiler Sorumlusu Tuğçe Çelikkaya Altıntaş şu daveti göndermiş:

‘Türk Eğitim Vakfı (TEV) İzmir Şube Yürütme Kurulu Başkanı Gülnur Soybayraktar ev sahipliğinde, Ontur Otel’de düzenleyeceğimiz basın toplantısı ile bu yıl Selami Şahin’in konuk sanatçı olarak katılacağı gelenekselleşen kuruluş yıldönümü konserimizi ve TEV Eğitime Destek Koromuzun yeni dönem çalışmalarını konuşacağımız lansmanımızda sizlerle bir araya gelmeyi arzu ediyoruz.

Tarih:  18 Nisan 2019 Perşembe, Saat 10.00 sabah kahvaltısı’