21 Mayıs’ta İzmir İl Sağlık Müdürü olarak göreve başlayan Doktor Mehmet Burak Öztop ile makam odasında bir araya geldim. Dr. Öztop genç yaşına rağmen önemli projelere imza attı, Türkiye’nin 3’üncü büyük ili olan İzmir’de “sağlığın” başına geçti. Daha önce başhekimlik, genel sekreterlik görevlerinde bulunan Dr. Öztop, şehir hastanelerinin tıpkı devlet hastanesi gibi çalışacağını, halktan para talep edilmeyeceğini ve buna ilaveten hastaların 5 yıldızlı otel konforunda hizmet alınacağını ifade etti.  İzmir İl sağlık Müdürü Öztop, “Tüm hastanelerimizi hem gündüz hem gece dolaşıyoruz, özellikle acillerin en yoğun olduğu saatlerde dolaşıyoruz. Hem ben dolaşıyorum hem de ekibimizdeki sağlık müdür yardımcılarımızla rutin bir gece dolaşma silsilemiz ve nöbetimiz var. Hangi hastaneye gideceğimiz belli değil ama kimin gideceği belli, mutlaka geceleri hastaneleri dolaşıyoruz” diyor!

 

Doktor olmaya kaç yaşında ve nasıl karar verdiniz, özel bir hikayesi var mı?
Her Türk gencinin olduğu gibi ortaokul döneminde ya pilot ya da doktor olmak istiyordum, böyle bir hikayeyle başladı, elimizden geleni yaptık o dönemde, ‘’iyi ki doktor oldum’’ diyorum

Genç yaşta başhekimlik, genel sekreterlik yaptınız ardından il sağlık müdürlüğü, dışarıdan bakılınca ‘’genç yaşta başarıyı yakalayanlar’’ kategorisindesiniz, siz kendinizi başarılı buluyor musunuz?
Kendi adımıza bu soruya cevap vermek çok kolay değil. 32 yaşında bir ilçe hastanesinde başhekim olarak göreve başladım ardından il hastanesinde başhekimlik ve genel sekreterlik yaptım. Hep basamak basamak, süreçleri öğrenerek ilerledik. Başarılı olmak için çok çalıştık, elimizden geleni yaptık, umarım başarılı olmuşuzdur.

Sizce başarı nedir, başarıya giden yol tarifiniz var mı, mesela sizin gibi genç yaşta başarıyı yakalayanlar genelde sabah 5 – 6 civarı uyandıklarını ve günde 6 saatten fazla uyumadıklarını söylerler…Siz neler söylersiniz, başarı, disiplin ve çalışma konusunda?
Bence başarı disiplinli bir çalışma olmadan gelmez. Başarılı olmak için çok çalışmak gerekiyor, bunu rakamlar bazında ifade edecek olursak, günde 12 saat çalışmak gerekiyor diyebilirim ben kendi adıma. İzmir’ e geldiğimizden beri mesai saatlerimiz sabah 8 – akşam 8 gibi 12 saat bazen 13 saat çalışıyoruz. Biz mesleğimiz gereği 24 saat aktif olduğumuz için hiç uyuyamadığımız günler de oluyor. Gerçekten başarılı olmak için disiplinli bir şekilde çok çalışmak gerekiyor ve ekip ruhunu canlandırmak gerekiyor.

21 Mayıs’tan bugüne yani ortalama yedi aydır İzmir İl Sağlık Müdürlüğü görevindesiniz, bu süre zarfında öncelikleriniz ne oldu? Yedi ayı verimlilik açısından değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz?
Yaklaşık 7 – 8 ay oldu biz göreve geleli, bu süreçte ilin tamamını dolaştım. 2’inci ve 3’üncü basamak hastaneleri, 112’leri, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerini (ADSM) dolaştık. Sahayı ve şehri tanıma fırsatı buldum. Yapılabilecekler konusunda fikirler geliştirdik, yapmamız gerekenlerin bir kısmına başladık, süreç devam edecek.

Görev sürenizde nelere ağırlık vermeyi düşünüyorsunuz?
Aslında bu işler çok büyük işler, sağlık sektörü 24 saat hizmet veren, 32 bin personelimizin bulunduğu 36 hastanemizin aktif olarak 7 gün 24 saat hizmet verdiği süreçler…Bizim önceliğimiz bu süreçlerin doğru işlemesi ve bu işleyişi sağlarken ekip ruhu oluşturarak çalışmak, ekip ruhu oluşmadığı takdirde süreçleri doğru yönetmek bizimki gibi büyük organizasyonlarda çok sağlıklı sonuçlar vermiyor. Sahayı tanımak lazım, bu da önemli bir madde, sahayı görmediğiniz, tanımadığınız zaman orada yaşanan sorunları bilme ve algılama şansınız pek olmuyor. İlk hedefimiz sahayı tanıyarak, ekip ruhu ile koordineli bir çalışma ortamı sağlamak.

Hem Türkiye’nin hem de İzmir’in gündeminde olan şehir hastaneleri, bu hastanelerin sağlığın daha çok ticarileşmesine sebep olacağına dair eleştiriler mevcut, sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Şehir Hastanesi İzmir’e ne katacak?
Şehir Hastanelerinin ticari tarafıyla bizim sağlık hizmetimizin bir bağlantısı yok. Biz yine sağlık hizmetimizi vereceğiz. Halkımız herhangi bir ücret ödemeden normal devlet hastanesinden faydalanır gibi faydalanacak, ekstra bir ücret ödemeyecek, bunun altını özellikle çiziyorum. Şehir Hastanesi İzmir’e çok şey kazandıracak, bizim 2’nci  ve 3’üncü basamak hastanelerimizde fiziki koşullarımızın 5 yıldızlı otel konforuna ulaşmasını sağlayacak. Karşıyaka, Bornova Bölgesinde 3’üncü basamak hastanemiz yoktu. Bu bölgedeki 3’üncü basamak hastane tüm halkın ulaşabileceği ve tüm sorunlarını orada çözebileceği üst düzey 5 yıldızlı otel konforunda bir hizmet sağlayacak.

Ulaşım ile ilgili eleştiriler de oldu…

Şehrin hemen kıyısında bulunan bir hastane, önünden İzmir’in en büyük yolu olan Çevre Yolu geçiyor. Çevre Yolu bağlantılarıyla ilgili çalışmayı da Sağlık Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü arasındaki protokolle şu anda inşaatı devam ediyor. Hastanenin hizmete açılmasıyla birlikte bağlantı yolları da otobana yapılmış olacak.

Başka bir eleştiri de şehir hastanesinin hasta kabulüne başlamasıyla birlikte birçok hastanenin kapanacağı yönünde? Bu hastaneler kapatılacak mı, kapatılmayacak mı? Bakanlığın bu yöndeki tavrı nedir?
Şu anda Sayın Bakanımız Fahrettin Koca ve son Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın da daha önceden ifade ettiği gibi mevcut bir hastanenin kapatılmasını düşünmüyoruz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor, ilin ihtiyaçlarına göre planlama yapacağız.

İzmir’de hasta memnuniyeti ve sağlık çalışanı memnuniyeti desek, İzmir’i diğer illerle kıyasladığımızda nasıl görüyorsunuz?
İzmir tabi Ege Bölgesi ve Türkiye’nin incisi bir il, sağlık hizmetleri olarak biz hem kamu, hem özel hem de üniversite olarak oldukça yüksek standartlarda sağlık hizmeti veriyoruz. Tabi bu da iş yoğunluğunu getiriyor, çalışanlarımız üzerinde bir baskı oluşturuyor. Çünkü sadece İzmir’e değil, Ege’nin tamamına hatta Türkiye’nin birçok yerinden sevklere hizmet veriyoruz. İzmir 4 milyon 300 bin nüfuslu bir şehir ama 10 milyonluk interlandı var. Çalışanlarımızın dediğim gibi üzerinde bir baskı ve iş yükü olmasına rağmen yüksek kalitede hizmet üretiyorlar. Hasta memnuniyetimiz de Türkiye standartlarına göre oldukça iyi.

Sağlık alanında yapılan yatırımlara dair değerlendirmeleriniz nasıl, mesela sağlıkta teknolojik yatırım ne durumda?
Şu anda dünyada hava ve uzaycılık sektöründen sonra teknolojiyi en iyi kullanan sektör sağlık sektörü, Türkiye’de sağlıkta teknoloji alanında oldukça iyi, ileri bir durumda… Tüm teknolojik unsurla, üst düzey MR, tomografi, anjiyogrofi cihazlarının tamamı ülkemizde ve İzmir’de de mevcut bulunmaktadır, kullanılmaktadır. Bunun yansımasını da sağlık turizmi olarak görüyoruz. Bu kadar yüksek kaliteli hizmeti yüksek kaliteli performanslı sağlık çalışanlarımızla birlikte çok daha uygun fiyatla verebildiğimiz için, yurtdışından birçok hastanın da tercihi olmaya başladık.

Size birçok konuda şikayet geliyordur, bu şikayetleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizim hem CİMER hem SABİM hem bizim halkla ilişkilerimiz üzerinden buna ilaveten de bizim birebir e-mail kutularımıza gelen şikayetler oluyor, bizim bunları değerlendiren kendi bünyemizde bir birimimiz var. Hemen hemen hepsine oran verecek olursak yüzde 90 – 95’inden benim de haberim oluyor. Değerlendirip, ilgililerine birebir ulaşıp, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Biz insanların en zor zamanlarında onlara hizmet veriyoruz, dolayısıyla çok geniş kategoride farklı şikayetler gelebiliyor, biz de bunların tamamını değerlendiriyoruz.

Tebdil-i kıyafet ile teftiş yapıyor musunuz?
Tüm hastanelerimizi hem gündüz hem gece dolaşıyoruz, özellikle acillerin en yoğun olduğu saatlerde dolaşıyoruz. Hem ben dolaşıyorum hem de ekibimizdeki sağlık müdür yardımcılarımızla rutin bir gece dolaşma silsilemiz ve nöbetimiz var. Hangi hastaneye gideceğimiz belli değil ama kimin gideceği belli, mutlaka geceleri hastaneleri dolaşıyoruz. Buradaki amacımız gündüz saatleri dışındaki yoğunluğu, o yoğunluğa bizim üretebildiğimiz ya da hastane yönetimlerinin üretebildiği çözümleri görmek. İyi örnekleri alıp, diğer hastanelerimize iletebilmek, çözülememiş sorunları da bizler kendi bilgi ve birikimlerimizle ya da başka yerlerden gördüklerimizle çözmeye çalışmak.

Sağlıkta şiddet tüm Türkiye olarak canımızı yakan hususlardan biri, önlenmesine yönelik Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir uygulama başlattınız, ‘’Selam ve Saygı Projesi’’ nasıl gidiyor, geri dönüşümler nasıl oldu?
İyi gidiyor, bunu oluşturmak için önce bir sağlık kültürünü oluşturmak gerekiyor. İnsanların birbiri ile iyi diyaloglar kurması, selamlaşması birçok sorunun önüne geçiyor. Biz buradan yola çıkarak böyle bir uygulama geliştirdik. Sağlıkta şiddet hepimizin canını yakan ve sıkan bir durum, canla başla sağlık hizmeti veren, can vermek için canını dişine takan sağlık çalışanlarımızın ve hiçbir kamu kuruluşunda çalışan arkadaşlarımızın şiddete, hakarete maruz kalmasını istemiyoruz. Aslında hiçbir canlının şiddete maruz kalmaması gerekiyor. Bu saldırıların meydana geliyor olması sağlık çalışanlarımızın tümünün motivasyonunu düşürüyor, sevkini kırıyor, bu konuda herkesten yüksek hassasiyet bekliyoruz. Bu projenin istatistiksel olarak sonuçlarını gördükten sonra uygulamayı düşünüyoruz.

 

Halime ERDOĞAN / GÜNDEME BAKIŞ