Nezih Varol

Halk arasında ‘İki Ruhlu’ diye bir deyim vardır, bugün dediğini yarın inkar eden veya “Ak” dediğine bir zaman sonra “Kara” diyen, dengesiz ve güvenilmez insanlara denir.

İki ruhlu insan güvenilmezdir, verdiği sözleri tutmaz, size sevgi ile yaklaşır, fakat bir anda değişip aşağılamaya başlar, hakaret eder, kindardır, kindarlıktan asla vazgeçmez, geçemez, çünkü hastadır.

Evet, iki ruhluluk bir hastalıktır ve bilim dünyasında ‘Çift Kişilik’ olarak adlandırılır, eskiden ‘Çoklu Kişilik Bozukluğu’ olarak adlandırılan Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB), ‘Disosiyatif Bozukluklar’ adı verilen bir grup hastalıktan biridir.

Bu dönemde çift kişilik hakkında bilgi sahibi olmalı ve adımlarımızı ona göre atmalıyız, zira vatan-millet meselesi.

Çift kişilik nedir?

“Kişinin bilinç seviyesinde birbirinden oldukça farklı en az iki kişiliğe sahip olma durumu ve bu kişilik durumu yapıları arasında geçişler yaşaması durumu ile kendisine karakterize olmuş olan bir psikolojik hastalıktır.

Bu çift kişilik bozukluğu mutlaka bir travmaya veya sarsıntıya bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuçtur ve daha çok çocukluk dönemleri sırasında bilincin yeni yeni oluştuğu veya oluşmadığı dönemde travmalar yaşayan bireylerde ortaya çıkmaktadır.

Bu travmalar, duygusal veya fiziksel istismarlar sonucunda çift kişilik bozuklukları gerçekleşebilir, genel olarak aile içindeki kişilerden veya çocukla ilgilenmesi gereken kişiden ortaya çıkar, ender olarak görülen bu hastalığa tanı konması için kişilerin bu travmayı yaşamış olması gerekir.

Genel olarak çift kişilik bozukluğu hastalığı on yaşından itibaren etkili olmaya başlar, ilerleyen yaşlarda ise etkisini daha fazla gösterir, tanıyı koyabilmek için de bazı belli kriterlerin belirlenmesi ve yapılması gerekir.

Bu hastalık kişilik tabloları arasında sürekli geçişler olduğu için altta olan kişilikler belirli aralıklarla ortaya çıkabilir ve bu dönemler içinde hastada unutkanlıklar olabilir, hastanın o dönemde girdiği kişilik özelliklerinde neler yaptığını daha sonra hatırlayamaması durumu olabilir, hasta bu durumu hatırlayamadığından kendisinde çift kişilik bozukluğu diye bir şeyin olduğunun farkına bile varmayabilir.

Rahatsızlığın tedavisi genel olarak psikoterapi ile yapılmaktadır, Psikiyatristler ve Psikologlar tarafından yapılacak olan seanslarla hastanın parçalanmış olan kişilikleri belirlenerek, bunlar bütünleştirilmeye çalışılır.

Tedaviye ilaçlı desteği ile devam edilmelidir, bunun yoğun ve sistemli bir şekilde uygulanması gerekmektedir”.

Şimdi çevremize bakalım ve halk arasında iki ruhlu denilen, gerçekte travmatik nedenlerle çift kişilik hastası olmuş insanları görmeye çalışalım…

Evet, ne gördük?

Her akşam televizyona çıkan o adamı mı?

82 milyon öyle diyorsa, tıbbi tanıya çok da gerek yok o zaman!