Yaşar Eyice

AKP kuruldu kurulalı, yapılan tüm seçimlerde ve aralarda yazdıklarım şuydu:

‘Bir oyla da olsa, İzmir’de seçimi mutlaka ve mutlaka CHP alır…’

Tabii her zaman olduğu gibi son seçimde de, CHP fark yaptı,  31 Mart’ta; Ankara, İstanbul’da olduğu gibi…

Zaten Dr. Devlet Bahçeli de, ‘Binali Yıldırım İstanbul’u 3 bin oyla kazandık!’ dediğinde, kameraların karşısında nasıl bir açıklama yapmıştı:

‘Seçimin galibi bir oyla da olabilir!’

Doğru söze ne denir?

Ama öyle olmadı ki!

Seçimi bir değil binlerce oy farkıyla ‘Millet ittifakının adayı’ CHP’li Ekrem İmamoğlu kazandı…

İlk günden, yani 1 Nisan’dan bu güne kadar Yüksek Seçim Kurulu’nun çizelgelerinde de, İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu görebilirsiniz…

Sonuç olarak, imzalı mühürlü bir kâğıt parçası mı eksik?

O da olur canım, hiç kimse merak etmesin…

Kaç kez sayıldı, gördünüz duydunuz…

Sağdan soldan, önden arkadan hep İmamoğlu önde olmadı mı?

Aslında seçimin AKP adına kaybının nedeni, İzmir Milletvekili ve ‘Cumhur ittifakının’ adayı Binali Yıldırım…

Sahada görünmedi…

Veya Reis’in gölgesi altında kaldı…

Reis ‘Aşkım’ dediği İstanbul’da bir günde değişik mahallelerde ya da biraz daha büyütelim ilçelerde mitingler düzenleyip, hatta suçladığı bir partinin üyelerinden ya da sempatizanlarından da oy istediğini düşünürsek ağzımızdan ‘Allah… Allah…’ demekten başka bir sözcük çıkamaz…

Yani şaşkınlık…

Yani inanamamak gibi…

Bunlar geride kaldı…

Bugün yarın artık iş bitiyor…

Çünkü Erdoğan ile Bahçeli de buluşarak gelişmeleri konuşacak, ya da konuştular…

*- İstihbaratçı gazeteciler!

Başlığı okuyunca bizim eski isimle ‘Polis ve Adliye Muhabirleri’ yani adıyla ‘yargı muhabirlerinden’, yani yeni Başkan Muzaffer Tezel’den bile söz etmek istemiyorum…

Bunlar öyle ki, İçişleri Bakanı’ndan çok ‘güvenlikçi’, MİT Müsteşarı’ndan çok ‘istihbaratçılar…’

Karar Gazetesi’nden İbrahim Kiras’ın geçenlerdeki köşesinden son paragrafla başlayalım:

‘Ülkemizdeki seçimlere katılım oranının yüksekliği de demokrasiye olan inancımızın bir göstergesi olmaktan ziyade devleti yönetme yetkisinin ‘bizden olmayanların’ eline geçmesine engel olmaya yönelik bir refleksin ifadesi…’

Neden Kiras’la başladım?

Çünkü 31 Mart gecesinden bu yana iktidar medyasının bir bölümünde ‘Devlet bizden olmayanların eline geçti’ kampanyası yürütülüyor!

*-

Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart gecesi balkon konuşmasına eşi Emine Erdoğan’la birlikte çıkmıştı.

Erdoğan seçim sürecini ‘tek başına omuzladığı’ mesajını böyle vermişti. Bu durumun bir kısım medyada endişe yarattığı ulaşan bilgiler arasında.

Oysa… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi halkın yüzde 53’ü Cumhur İttifakı’nı onayladı.

Biraz daha ileriye gidersek;

Cumhurbaşkanı’nın, Ankara’da eşi Emine Erdoğan’la çıktığı balkon konuşması da ‘Benim gayretimle bu oy alındı’ mesajı iktidara yakın olduğunu iddia eden bazı gazetecilerde panik havası yarattı.

‘Kraldan çok kralcı’, İçişleri Bakanı’ndan çok ‘ulusal güvenlikçi’, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan bile daha fazla ‘istihbaratçı’ oldular.

İsimlerini yazmaya gerek yok…

Ancak…

Kendi mahallelerinden gelen aykırı seslerden bile rahatsız oldukları ortada!

Bunu nereden mi anlıyoruz?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski metin yazarı ve AKP eski Ankara Milletvekili Aydın Ünal, sosyal medyadaki ‘operasyoncu, şantajcı’ dediği AKP’lilere ‘artık yeter’ bayrağını çekti!

*-

Aydın Ünal’ın bir köşesi yok!

Sadece sosyal medyadan yazabiliyor ve Yeni Şafak’taki köşesini 21 Ocak’ta şu satırlarla bırakmak zorunda kalmıştı:

‘Kaçıyor muyum? Evet, kaçıyorum… Dün hocaefendisinin dizinin dibindeyken… Bugün herkesten çok bağırıp bizi bile FETÖ’cü ilan eden densizlerin ithamına aldırmadan…

Hiç kaçmadığımıza tarih şahittir. Kaçışımız düşmandan değil, ‘dost’ görünenden kaçıştır.’

*-

Bu satırlar aslında dört ay önce iktidar medyasında kavganın net bir şekilde dışavurumuydu…

Konu kapatılmıştı…

Ancak; Bugün tekrar açıldı!

Devam edelim…

‘Hezimet nedeni yüzsüz haşeratlar, dertleri ekran’

Aydın Ünal, kişisel Twitter hesabından, ‘Pazartesiden itibaren artık her şeyi açık açık ve cesaretle konuşacağız’ demişti ve başladı yazmaya: ‘Medya AK Parti adına konuşuyor algısına sahip, belli mecralardan yemlenen, operasyoncu, şantajcı çok sayıda ahlaksız figür türedi ve seçim sonucunun böyle çıkmasında epeyce etkili oldular.

Bu figürler ve onları yemleyenlerle araya net bir çizgi çekmenin vaktidir…’

İlk gün paylaşımı böyle oldu Ünal’ın…

*-

Daha sonra  ise şunları kaydetti:

‘AK Parti kazandığında rakibini ezmeyen, kaybettiğinde de milli iradeye hürmetle teslim olan ama aynı zamanda hakkını da sonuna kadar arayan bir partidir…’

Tayyip Erdoğan’ın en yakınındaki isim devam ediyordu yazmaya: ‘Ankara kaybedilmiş, İstanbul’da oylar sayılıyor ama birilerinin tek derdi ekranda görünebilmek.

Koyun can derdinde, bunlar kareye girmek için Cumhurbaşkanı’nın, Binali Bey’in arkasında birbirini itekliyor, on takla atıyor.

Hiç ders almayanlara ve almayacaklara yazıklar olsun…

31 Mart seçiminin zafer kısmı Bayburtlu Yusuf’lardan oluşan aziz AK Parti teşkilatınındır.

Onlar şimdi perde ardına itildiler.

Hezimet kısmı ise hâlâ şov peşinde koşan şu kifayetsiz muhterislerin, şu yüzsüz haşeratındır.’

*-Hepsi yalan çıktı!

Gelelim iktidar medyasındaki en ‘Reis’çi”’gazeteciye…

Ömer Turan…

Seçimlerin ardından iktidar medyasındaki bazı isimlere sert eleştirilerde bulunan Turan  sosyal medya hesabından şu bilgiyi vermişti:

‘İlk günden itibaren müthiş bir bilgi kirliliğine maruz kaldık.

30 sandık görevlisi gözaltına alındı, YSK seçimlerin tekrar sayılmasına karar verildi, falanca yerde 30 bin oy çalınmış, falanca yerde AK Parti’nin 3 bin oyunu sisteme girmemişler denildi.

Bunların hepsi yalan çıktı.’

*-

Turan, ‘Bu yalanları söyleyenler ya da bilmeyerek bu yalanların yayılmasına yardım edenler yalanların resmi mevkiler tarafından yalanlanmasından sonra bile özür dilemediler’ dedi ve şöyle devam etti: ‘Bilgi kirliliğine devam ettiler.

Yanlış bilgilerle AK Parti tabanını boşuna umutlandırdılar.

Mahalle medyası ve trollerin söylediklerinin hemen hemen tamamı yalan çıktı.

Bilgi kirliliğine katılmam için çok baskı yaptılar.

Paylaşmayınca bana olan baskı daha da arttı.

YSK’nın gerçek verilerini paylaşınca baskı inanılmaz boyutlara ulaştı. Resmen tehdit edildim.’

Şimdi bu açıklamalardan da anlaşılıyor ki… ‘Bir kısım medya’ ‘Devleti kaybettik’ korkusu yayarak kendi bekası için uğraşıyor!

Ancak…

Burada görev, bu bilgi kirliliğini yaratanlara dur demesi gerekenlerde… Geç kalmadan!’

*-

Bu arada saya saya bitiremedikleri İstanbul seçimlerinden bir notu daha paylaşayım:

Biliyorsunuz YSK adına açıklama yapan AKP’li üye Büyükçekmece’deki itirazlarını geri aldıklarını belirttikten sonra İstanbul’un tekrar sayımının da YSK tarafından ret edildiğini belirtmiş sonra da AKP’li seçmene moral aşılamak için, 51 sandıkta yeniden sayım yapılmasını kabul ettirdiklerini açıklamıştı.

Bu rakama 7 sandık daha ilave edildi.

Sonuç mu; CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun iptal edilen haklı oylarının olduğu ortaya çıktı ve ‘millet ittifakına’ eklendi…

Ya böyle işte…

Bu arada İzmir’de önemli isimler var AKP’ye gönül verenler…

Onlar da ‘Ortalık biraz yatışsın bizde kaybın nedenlerini kaleme alacağız’ dediler…

Ama Reis’e yakın olanlardan yine geri kaldılar.

*-

SON DAKİKA:

CHP Öğle saatinde başka İstanbul olmak üzere 81 ilde aynı anda YSK’ye çağrı yaparak, ‘Derhal İmamoğlu olmak üzere tüm belediye başkanlarına mazbataların verilmesi’ isteği yenilendi.

Bu arada şunu belirteyim:

Seçimlerden önce, 3 bin seçmene itiraz edildi, 745 seçmenin kaydı dondurulmuştu.

Yani şu anda polis kardeşlerimizin emir ile yaptıkları araştırmanın sonucu etkilemesi imkansız.

Çünkü burada bir usulsüzlük yok veya var…

Var olduğunu kabul edersek, YSK’nın şu yanıtı var AKP’ye,

‘Usulsüzlük var ama seçim öncesinde kanunu süre içinde yapılmamıştır. Bu süreç içinde oylar seçimin sonunu etkilemediği için, yeniden sayıma gerek yoktur.’

YSK’ya 81 ilde eşzamanlı yapılan 7 maddelik açıklamanın sonucu ne olacak, göreceğiz…

Şu anda İstanbul’daki fark şöyle: 15 bin 119…

Yani CHP önde…

CHP’nin son sözü şöyle:

‘AKP sandıkta kaybetmesini bilmiyor!’