Koronavirüs yasaklarının gevşetilmesiyle gözler ekonomiyi canlandırma hamlelerine çevrildi. Batman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Halil İbrahim Aydın ekonomiyi canlandırmak için alınan önlem ve destek paketlerinin sektörel hareketliliği sağlayabileceğini belitti. Aydın “kredilerin kullanılmasıyla ekonomiye değer sağlanacağı ve bir canlılık getirmesi söz konusu olabilecektir. Özellikle inşaat sektörü ve türevi diğer sektörlerde hareketlilik olması muhtemel ancak bir gülle bahar gelmeyeceği de aşikardır” dedi.
Koronavirüs kapsamında uygulanan yasakların gevşetilmesiyle birlikte kamuoyunun gözleri ekonomik tedbir ve destek paketlerine çevrildi. Uygulamaya konan ekonomi politikalarının umut verici olduğunu belirten Batman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı ve Batman Stratejik Araştırma Merkezi Ekonomi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Halil İbrahim Aydın Dünya ekonomilerinde bu ve benzeri politikaların hayat bulduğu bilinmektedir. Dünya çapında ekonomilere büyük hasar veren en yakın tarihli örneklerden 2008 krizinde de bu tarz genişletici para ve maliye politikaları ülkelerce uygulanmış ve sonrasında artan likidite imkanları çevre ekonomilerinin de toparlanmalarına katkıda bulunmuştur. Önümüzdeki günlerde kredilerin kullanılmasıyla ekonomiye değer sağlanacağı ve bir canlılık getirmesi söz konusu olabilecektir. Özellikle inşaat sektörü ve türevi diğer sektörlerde hareketlilik olması muhtemel ancak bir gülle bahar gelmeyeceği de aşikardır” dedi.
Koronavirüsün ekonomiye olan mevcut etkisinden bahseden Aydın “Uluslararası Para Fonu (IMF)’nin Nisan ayında “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunda 2020 yılında dünya ekonomisinin %3, gelişmiş ekonomilerin %6.1, gelişen ekonomilerin %1 oranında daralacağı, 2021 yılında ise dünya ekonomisinin %5.8, gelişmiş ekonomilerin %4.5, gelişen ekonomilerin %6.6 oranında büyüyeceğine dair tahminleri belirtilmiştir. En fazla vakanın görüldüğü ülkelerden biri olan ABD’nin 2020 yılında %5.9, salgından en fazla etkilenen ülkelerin başında gelen İtalya’nın ise %9.1 oranında küçüleceği öngörülmektedir. Bu rapordan yola çıkarak tüm dünyayı etkisi altına alan salgından Türkiye’nin etkilenmeme durumu söz konusu değildir. Koronavirüs, üretimden, istihdama, firmaların gelir kaybı ve borç ödeme süreçlerine, turizm başta olmak üzere sektörel etkilere, cari açığın artmasından, kur da baskı oluşmasına kadar ekonomi üzerinde çok fazla olumsuz etki oluşturmuştur. Bu süreç salt ekonomik değil, sosyolojik ve psikolojik anlamda da telafisi güç etkiler meydana getirmiştir” diye belirtti.
“Yaşanılanları salt ekonomi penceresinden yorumlamak eksik olacaktır”
Türkiye ve dünyanın zor günlerden geçtiğini ve etkilerinin kolay unutulmayacağını ifade eden Doç. Dr. Aydın “Yaşanılanları salt ekonomi penceresinden yorumlamak da eksik olacaktır. Koronavirüsün aşısı, ilacı ya da bir tedavi yöntemi çıkmadığı sürece insanlarda çekimser ve kaygılı yaklaşımın devam etmesi şaşırtıcı olmasa gerek… Dahası yeni normale alışmak da zaman alacaktır. Tüm bu kısıtlardan yola çıkarak ekonomide iki önemli kavrama atıf yapmak isterim: güven ve belirsizlik. İnsanların aklında koronavirüs ile yarına dair sorular ve sorunlar dolaşırken, bu belirsizliğin iktisadi tedbirler ve politikalarla hemen giderilmesi yani koronavirüs öncesine dönülmesi kolay olmayacaktır. Psikolojik anlamda rahatlama ve kaygıların azalması için koronavirüsün aşısının bulunması büyük önem ihtiva etmektedir” diye konuştu.
“Hayat eve sığar”
 Koronavirüs nedeniyle hayat eve sığar mottosundan yola çıkarak karantina dönemini akademik ve edebi çalışmalarına ayırdığını ifade eden akademisyen bu süreçte yeni şiir kitabını hazırladığını belirtti. “Sensizliğe Alıştım Sanma” (2011), “Mektup” (2015) ve “Kelimeler Kadar” (2018) adlı üç şiir kitabı bulunan Doç. Dr. Aydın “Ekonomi eğitimi alan herkesin daha ilk günden öğrendiği ya da öğrenmek zorunda kaldığı bir tanımı vardır ki “iktisat, kıt kaynaklarla sınırsız insan ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını açıklayan bir bilim olduğudur” Bu denge oyununda ve cevap arama sürecindeki rasyonel bakış açısının, salt kantitatif analizlerin ruhsal yorgunluğuma sebebiyet verdiğini hissetmekteyim. Şiir ile bu yorgunluğu gidermek, kelimelerin mealinde var olmanın hazzını yaşamaksa en büyük mutluluğum… Kemal Sayar’ın ifadesi ile “Bütün şairler bir bakıma kendi şifalarının peşindedir. Yazmak aslında yaralarını iyileştirme, onlardan arınma çabasıdır. Dolayısıyla şiir yazmak da okumak da terapötiktir, şifa vericidir” dedi.