Yemek Duası’nı da taşeron şirket mi yaptırıyor?

0
173
Hakan Kanber

Kışlalardaki askerlerimizin yedikleri yemeklerden zehirlenme olayları, kamuoyunun yakın takibinde.

Akepenin önemli (!) icraatlarından biri de yüzlerce yıllık bu ordu geleneğini taşerona havale etmesi…

Geçen yılki başarısız darbe girişiminden sonra bir dizi değişim ve dönüşümün odağına yerleştirilen gözbebeğimiz, ordumuzun karnını özel yemek şirketleri doyuruyor!

 

***

Vahim sonuçlar doğurduğunu gördüğümüz bu yeni sistemle ilgili olarak basında günlerdir çok şey yazıldı ve yazılıyor.

Sistem, kamuoyunun her kesiminden ağır eleştiriler aldı. Almaya da devam ediyor.

Terör sanki yetmiyormuş gibi…

Kınalı kuzularını vatan görevine gönderen ailelerin endişelerine bir de gıda zehirlenmesi gerçeği eklendi.

Kışlaların, hastanelerin önü kelimenin tam anlamıyla “ana-baba günü.”

Ana-babalar, çocuklarından “sağlıklı” haber almak adına, bu yerlerin önünü mesken tuttu.

Yürek yakan görüntüleri, gözyaşları içinde izledik.

 

***

 

Her zaman söylerim; bizim ülkede yaşananlar, öncesi ve sonrasıyla tam bir kara mizah…

Gıda zehirlenmesi olaylarından sonra “catering” (!) sektörünün temsilcileri, bir araya gelerek; Kamu İhale Kanunu’nu ve denetimleri eleştirmişler…

(Çocuk isimleri, sektör, işletme adı ve daha birçok alanda Avrupa’yı bile geride bırakarak yabancı isimleri bir b.k varmış gibi kullanan yurdum insanının yemekçiler taifesi, faaliyet gösterdikleri alana ‘catering’ diyorlar. İsimler İngilizce olunca sanki daha başarılı oluyorlar… Türkçesi; yiyecek tedarik eden, toplu yemek hizmeti veren…)

Bu hazretlerin basında çıkan açıklamaları; ben de “kaş yaparken, göz çıkardıkları” izlenimini yarattı.

Onlara göre, “suçlu”; ihaleye çıkan akepe hükümetinin muhammen (tahmin edilen, oranlanan) bedeli çok düşük tutmasıymış…

Kendileri, sütten çıkmış ak kaşık…

Zehirlenme olaylarından sonra gözaltına alınan/tutuklanan yemekçilerin, itiraflarını sanki ben yaptım. Neyse…

 

***

 

İşte o, akıllara zarar açıklamanın haber spotu:

“Manisa’daki askerlerin zehirlenmesi üstüne catering sektörü temsilcileri, Kamu İhale Kanunu’nu ve denetimleri eleştirdiler. Sektör temsilcileri, bir askerin 3 öğün maliyetinin muhammen bedelinin 30 lira olmasına rağmen 20 liralık teklifin ihale kazanmasının yanlış olduğunu savunuyor.” (BASINDAN)

!!!

 

***

 

Meali şu; Siz ucuzcu olursanız, biz de ucuz malzeme kullanırız. Hatta çürümüş, bozulmuş, çöpe gitmesi gereken et, süt, yumurta, tavuk, sebze, meyve ve diğer gıda maddelerini askere kakalarız. Nokta.

Ben de buradan diyorum ki; E o zaman siz de girmeyin ihalelere, teklif vermeyin… O anda itiraz ve protesto edin… İlla ihale alıp, çocukları kalitesiz ürünlerle zehirlemek zorunda mısınız?!

 

***

 

İronik soruları da beraberinde getiren olaylarda; (Allah korusun) bir sefer/savaş durumunda bu ticari hizmeti, özel yemek şirketlerinin verip vermemesiyle ilgili…

Özellikle sosyal medyada yer bulan ve ağır ithamlar içeren bu pırıltılı zekâ ürünü sorulara köşemde yer vermek istemiyorum.

Zaten çoğumuz bu soruları biliyoruz.

 

 

***

 

Ben, kimsenin sorduğunu görmediğim ve yazının başlığında ifade ettiğim merakımı dillendirmek istiyorum:

-Her öğünde yinelenen Yemek Duası’nı da, cateringciler mi yaptırıyor?

-Şayet onlar yaptırıyorlar ise isimleri İngilizce olan bu adamlar, duayı da İngilizce mi yaptırıyorlar?

-O ünlü duanın İngilizceye çevrilemeyen yerlerine hangi abuk sabuk yabancı kelimeyi kakalıyorlar?

-Duanın sonunda “Amen” mi diyorlar?