Usta…

0
31

 

Hakan Kanber
Hakan Kanber

Anadolu’da usuldendir.

Eğer çocuk mektep medreseye gitmek istemiyorsa, toprağı tarlası da yoksa ailenin, hemen bir meslek erbabının yanına çırak verilir.

Zanaat öğrenmesi istenir.

Bu, öteden beri böyledir.

Şimdi de öyle.

Çocuk eğitimden kaçıyor, okumayacak. Doğru sanayiye, bir ustanın yanına…

Veya bir berbere, fırıncıya, camcıya vs.

 

***

 

Aşağıda yazacaklarım da böyle bir hikâyeyi konu ediyor. Bizim oralarda yaramaz çocuklara örnek olsun diye anlatılan başlıca söylencelerden birisidir.

Kahramanımız genç bir oğlancık…

Anası mektebe götürür, oğlan kaçar.

Okumayacak…

Oğlanın eğitiminden umudu kesen anası, dünyadaki tek varlığını elinden tuttuğu gibi bir bakırcı ustasının yanında alır soluğu;

“Usta, ben dul bir kadınım. Bu oğlan dünyadaki tek varlığım. Benim ondan, onun da benden başka kimsesi yok. İlim tahsil etmez, mektepten kaçar. Al bunu, eti senin kemiği benim. Yetiştir, adam et” der.

 

***

 

Oğlan, birkaç gün işe gider gelir. Dükkânda yaşadıklarını, ustasını, gündelik işleri her akşam anasının kurduğu yer sofrasında heveslice anlatır.

Anası da durumdan memnun;

“Tamam, bu iş oldu galiba. Bizim oğlan işi sevdi. İyi bir bakırcı ustası olacak” diye sevinir durur.

 

***

 

Fakat daha haftası olmadan, bizim oğlancık o sabah yataktan çıkmaz, uyur…

Anası ne kadar ısrar ederse etsin, bakırcı çırağı bir türlü çıkmaz döşekten, hatta anasını da ufak yollu azarlar;

“Ne istersin ana? Bırak da yatayım. Ben artık işe falan gitmeyeceğim.”

 

***

 

Tepesi atan ana;

“Deli misin, nesin be çocuk? Neden kalkmaz, işinin başına gitmezsin? İş, güç saati bu uyumak da nereden çıktı?” diye çıkışır.

 

***

 

Kahramanımız, yer yatağından doğrulur, gözlerini ovuşturur, bir iyice gerneşir ve başlar anlatmaya;

“Bizim usta bakırı dövüyor, oluyor yassı. Etrafını da çevirince tepsi… Ben işi öğrendim ana. Usta oldum artık. Nesi varmış ki bu işin, bunca yıl çıraklık yapacağım? Artık işe falan gitmeyeceğim. Kendime bakırcı dükkânı açacağım. İşte o kadar. Usta adamın çıraklıkta işi ne?”

 

***

 

Ana, şaşkın ve biraz da öfkeli baka kalır oğluna. “?!”

 

***

 

Bu kıssaya yine Anadolu’dan bir özdeyişle noktayı koyalım: Ustanın elinden dağlar, zır zır ağlar…