Hülya Sezgin

Bu güzel birlikteliğimiz geçtiğimiz yıl Güzelbahçe’mizin sanata ve sanatçıya  destek veren belediye başkanımız Mustafa İnce’nin sevgili eşi Nilüfer hanımın “Yelki’mizde bir resim kursu açacağız” diyerek   bana kurs eğitmenliği teklifi ile başladı.

Evet yazıyorum, çiziyorum, eş ve anneyim… pek çok ilgilenmem gereken şey var. Ancak sanat önemli, sanat güzellik, birliktelik,dostluk, barış… sanat insana iyi geliyor… Rahmetli Türkan Saylan’ın da dediği gibi “Bu vatana borcum var benim” diye sevinerek kabul etmiştim.

Bu yıl  atölyemizin  ikinci yılı. On altı azimli ve resme sevdalı arkadaşımla bu sezonun da sonuna geldik… kah güldük, kah eğlendik, kâh dertleştik… kimi zaman  öğrettim, kimi zaman  onlardan öğrendim…
İstedim ki yalnızca boyamayı öğrenmesinler. Bir sergiye gittikleri zaman, yada  sanat konuşulduğunda söyleyecek sözleri olsun.  Tarz, teknik, akım, hangi ressam az çok bilsinler. Özgün çalışarak kendi yollarını bulsunlar… Günümüz-geçmiş, yerli-yabancı ressamları ve  eserlerini öğrensinler. Bu konuda internetten çok yararlandım. Facebook grup sayfamızda sanat tarihi, ressamların eserleri, yaşam öyküleri ve canlı performans videoları paylaştım.

Derken sezonun sonuna geldik. Şimdi yaptıklarımızı sergileme zamanı. Ama önce biraz onları tanıyalım isterseniz. Kimi arkadaşımı ben anlattım, kimi duygularını kendi dile getirdi.
Geçen yıldan kursiyerimiz Filiz  Karabulut ile başlayayım isterseniz.

“Resme başladıktan sonra bulutlara, ağaçlara, kelebeklere, doğadaki her şeye ve renklere daha farklı gözle bakmaya ve incelemeye başladım ve bunları tuvalime aktardığım zaman Dünya’nın en mutlu insanı oluyorum. İki yıldır Hülya hanımla çalışıyorum. Bu yıl epey kalabalığız ve bütün arkadaşlarım çok güzel resim yapıyor. Aynı zamanda Hülya hocam resimle ilgili bilgiler veriyor, ressamlarımızı tanıtıyor, sergilere gidiyoruz ve geziler düzenliyor. Kendisine çooooook teşekkür ediyorum. Çünkü o bunu gönüllü yapıyor.”

Yakalandığı kötü hastalığı alt etmiş ve henüz kendini topladığı sırada kursumuza katılmıştı Semra Doğan. İlk geldiği gün sessiz, sakin, omuzları çökmüş, bitkin görünümde idi… pek konuşmuyordu. Oysa psikologdu kendisi. İlk yağlıboya tablosu bir kelebekti… ikincisi  alt sokağımızdaki eski taş ev. Boyadıkça kendine güveni geldi. Geçen gün baktım kısacık yeni kesilmiş saçları ve ışıldayan yüzü ile gözlerinin içi gülüyor; Bizimle bir gülüyor, eğleniyor.

“Resim sanatı çok güzel ama bana çok uzaktı. Öğrencilik yıllarımda resim ödevlerimi ağabeyim ve ablam yapardı. Yani bu yaşıma kadar yalnız çöp adam çizdim. Kursa başlarken amacım ressam olmak değildi. Yalnızca uzaktan hoş gelen sanata terapi amaçlı başlamıştım.Terapi diyorum çünkü ciddi bir rahatsızlık geçirmiş ve duygusal olarak  hassas bir dönemdeydim.Desteğe ihtiyacım vardı.Resmi seçtim. Daha henüz ressam olacağımı söyleyemem ama  terapinin yanında resim de yapabildiğimi gördüm. Kim bilir belki bir gün benim için hayal olan resim sergim de gerçekleşir. Teşekkürler Hülya hocam ve kurstaki bütün arkadaşlarım hepinizi çok seviyorum”

Neşe Yılmaz Almasulu… Büyük boyutta, genelde sosyal yaralara parmak basan resimler yapmayı seviyor. Evsiz adamlar, kadın, çocuk, göç…bu arada kedisi Mia’yı yaptığı resmi ise facede rekor beğeni topladı…

“Hani çocuklara sorarlar büyüyünce ne olacaksın. Ben hep ya ressam, ya da  resmin içinde bulunduğu meslekleri söylerdim. Ancak ekonomist oldum. İçimdeki bu uhdeyi   emekli olduktan sonra resim yaparak  gerçekleştirmeye çalıştım. Bir de Hülya hocamla tanışınca bu hayalimin gerçekleşme ümidi yeniden yeşerdi. Umarım ben de hocam gibi bir gün alaylı iyi bir ressam olabilirim. Hocam sizi ve arkadaşlarımı çok seviyorum.Yaşamımın bir köşesinde her zaman olmanız dileğimle…”

Hülya Özkan genç eczacımız. İki arada bir derede fırsat bulup çalışıyor. Son derece istekli, cesaretli ve yetenekli… öyle ki bitti diye gösterdiği bir resimde beğenmediğimiz  bir yer oldu mu hiç korkmuyor eline fırçasını aldığı gibi hemen değiştiriyor ve harikalar yaratıyor. Ancak yaptığı resmi benden önce biricik kızı 12 yaşındaki Yaren’e beğendirmek zorunda… Çünkü o acımazsız bir eleştirmen, annesine torpil geçmiyor…

Birsel Atila emekli harita mühendisi. Evde bakımını üstlendiği yaşlı anne-babasından babası alzheimer… sevgiyle bakıyor onları, ancak zaman zaman çıkmaza girip, bunalıyormuş. Bu yıl başladığı resmi çok seviyor ve istekli. Çok çalışıyor, yetenekli. Okuduğu sanat tarihi kitaplarından etkilendiği üzere kurgulayarak minyatür tarzı  harika bir resim yaptı. Hep kendi çektiği fotolardan esinleniyor.

“Genç bir kızken, hatta çocukken tüm görsel sanatlara ilgi duyardım. El becerim vardı ama ben tuttum  mühendis oldum. Yıllar geçti hayat beni iki çocuğu ve biri alzheimer hastası yaşlı anne ve babası ile tek başına ilgilenen bir insan durumuna getirdi. Ruhum ve bedenim tükenme noktasına gelmişti. Aşkla yapabileceğim uğraş ile bir çıkış yolu gerekiyordu.  Allah yolumu Hülya hocamla kesiştirdi. Şimdi iki arada bir derede resim yapıyorum. Daha sakin ve mutluyum. Huzurlu bir grubuz. Hep birlikte resim yapıyor, hem de yiyip içiyor, sohbet ediyor, geziyor ve eğleniyoruz”

Alena Onasamaya iki küçük kız annesi beyaz Rusya’dan gelinimiz… Güzel çalışıyor. Yaptığı ikinci tablosunu hemen arkadaşına hediye ediverdi… Aynı zamanda iyi de tenis oynuyor…

Figen Bozyiğit Yılmaz harika reprodüksiyon çalışmalar yapıyor spatulle… Ancak hâlâ “kalabalık ortamlarda çalışamam” diyor… Ben de üstüne üstüne gidiyorum. Çünkü hayalim ileride onlarla birlikte çalıştaylara katılmak. Bu yıl hava durumu pek izin vermedi ama onun kendine güvenini kazandırmak için gelecek yıl sokak çalışmaları yapacağız hep birlikte ve çalıştaylara katılacağız…

Perihan Uysal emekli öğretmen eski bir arkadaşım. Sık sık politika konuşuyoruz, elbet resimlerine de yansıyor politik görüşü. Bazen ateşli konuşmamızın dozu öyle artıyor ki ona da kendime de politika konuşmayı yasaklıyorum, ama dinleyen kim… Çok çalışıyor, farklı figür çalışmaları ile kendi tarzını oluşturma yolunda ilerliyor.

Suna Efe Genç çok  iyi niyetli sessiz, sakin hanım hanımcık bir arkadaşımız. Kuru fırça tekniği ile harikalar yaratıyor. Öyle ki ilk sergimizi gezen biri dijital baskı sandı resmini. Benden genç ama torunu var ve çok anaç. .. sanırsın sınıf annesi… Öğle yemeklerimiz ve gereksinimlerimizi o düzenliyor. Öğle olunca ona “Anne acıktım ” diyesim geliyor…

Tülay Erbaysal kızını evlendirme telaşında ama ne resimden ne de çok sevdiği spordan ödün vermiyor. Resimde de öyle titiz ki sormayın… bitti dediğimiz resmi bir ay daha bakıp bakıp hoşuna gitmeyen yerleri düzeltiyor. .. dışarı çıkıp uzaktan camdan yeniden bakıyor. Gelip bir iki fırça daha vuruyor.  Yetmedi… fotosunu çekiyor bir daha bakıyor… Bilmiyor ki resim bitmez… sat kurtul… Ama o satmak yerine onca emeğini sevdiklerine hediye ediveriyor…

Gülay Karaçelebi odasına,  salonuna yakışacağını düşündüğü resimleri büyük boyutta özenle çalışıyor.Yaptığı kocaman bir nazar ağacı ne uğraştırdı onu… ama sonunda güzel oldu… sonra başladığı reprodüksiyonu iki günde bitiriverdi… sanırsın resmin aslı… öyle güzel  oldu…

Nilgün Yavuz detaycı… Çektiği Alaçatı fotoğrafından çalıştığı resmi facede sayfamda paylaştım, yüzlerce beğeni ve yorum aldı. En son bir sepet kır çiçekleri-papatyalar çalıştı ki hayran oldum…

Özden Sümer benim ikiz komşum çok eski can dostlarımızın da gelini… artık kızımız o bizim.  On iki yaşındaki kızı Nehir’imiz  Türkiye yüzme yarışmalarında kupalar, madalyalar sahibi… e öyle olunca da Özden çok resim yapamadı bu yıl onunla ilgilenmekten… gene de güzel kuşları ve baykuş çalıştı…

Dilek Tezçalışır Başbuğ’un da oğlu su topu oynuyor. O da ormanda ağaçların arasından bakan bir Kurt resmi yaptı ki atölye camlarından seyredenler pek beğenmişler…

Nilgün Türkoğlu çok eski bir arkadaşım Özel’in önerisi ile gelmişti. Çiçeği burnunda emekli hemşire idi ama  henüz alışamadığından mıdır nedir o da pek çekingendi… elbet uzun sürmedi bu durumu. Grupla kaynaştı ve keyifle resim yaptı.

” Yolun başında bir kursiyer olarak bu kadar sevecen bir sınıfın, ekibin parçası olmaktan büyük keyif alıyorum. Hülya Hocamızın ve ekipteki herkesin resim aşığı olması ve tecrübelerini  samimiyetle paylaşması beni yüreklendiriyor. İyi ve güzel olan herkes sanatçı mı, yoksa sanat mı insanın içindeki  iyiyi ve güzeli ortaya çıkarıyor bilmiyorum. Tek bildiğim doğru yerde olduğum, sıcacık gülüşlerinize fırça darbelerinize şahitlik etmek için sabırsızlanıyorum…” diyor…

12-13-14 Mayıs günleri arasında İzmir Güzelbahçe Belediyesi Kültür Merkezi’mizde sergimiz olacak… bir yıllık emek, çalışma, huzur, sevgimizin sonucunu görmeye bekleriz efendim…

Hülya Sezgin / hulyasezgin@hotmail.com