“Pencere” den sanat giriyor

0
121
Olkan Özkır

Sanat havadisleri denince akla son günlerde İzmir’de,  Oyun Atölyesinden,  Haluk Bilginer in hem çevirisini üstlendiği, hemde oyuncu olduğu  David Hare nin “PENCERE”eseri Tepekule Kongre Merkezi nde , izleyenleriyle , sanat severlerle buluşuyor.  “Pencere ” adlı eseri Haluk Bilginer ve Esra Bezen Bilgin ile birlikte  sahne aldıkları oyunu izleme imkanı doğduğu için şanslıyım. Şahaneydi. Salon , balkon tıklım,tıklım doluydu bir kişilik dahi boş koltuk yoktu.

Perde açılırken heyecanlanır mı insan heyecanlanır işte : kalbim hızla çarpmaya başladı ve perde açıldı, başladı, sahneye adım attığı andan itibaren oyun olduğunu unutturup, gerçek hayattan koparıp, sizi oyuna dahil ediyor .

 Oyunu izlerken,  üstad sanatcı Haluk Bilginer in dev yeteneğini ifade edebilmekde kelimeler yetersiz kalıyor . O ender sesiyle, adeta kelimeler notalı çıkıyor (do re mi fa sol …vb.gibi),  mimikleriyle, kelimeleri, cümleleri buluşturan, cümlelere dans ettiren adam “Haluk Bilginer”  sanat için doğmuş, sonradan okul yada eğitim ile olabilecek bir durum olamaz diye düşündürtüyor, doğuştan yetenek ,  dedirten “O” seyir anları ifade etmeye çalışıyorum, tam ifade edemediğimi  eksik kaldığı hisi ile Haluk Bilginer e bir kez daha hayranlığımızı yineliyorum. Oyunun konusunu anlatmıyacağım , bence “dram ” dı, zira: izlenilmeli. 

Adeta: hipnotize oluyorsunuz, …

Bazı fikirler, düşünceler öyle bir takılır ki aklımıza; gitmek bilmez. “Kafamdan atamıyorum. Hep aklıma geliyor, hem de en tuhaf zamanlarda. “deriz ya. İşte tam böyle bir şey, tuhaf bi şekilde hep gözümün önünde tüm sahneler, tüm oyun, oyuncular, 

Tiyatro oyununu bitip  çıkarken, sokakta yürürken, bilinçli olarak bir şey düşünmediğim zamanlarda gözümün önünde,  oyundan çıkamadık .

İnsanız sevgili okur. Bütün bunları  da yaşamış olabilir, biz de, siz de…

teşekkürler, Oyun atölyesi, 

SANAT çok güzel bir şey dir.