Ne Mozart’ı kardeşim!

0
38
Nevin Çınar

Bir zamanlar dünya nüfusunun artışı hesapsız kitapsızdı, düzenliydi, müdahalesiz kendi kendine.

Şimdilerde dünya nüfusu çoğalıyor.
Ve ne yazık ki, az gelişmiş fakir ülkelerde bu çoğalmanın hızına yetişilmiyor, nerede ise.
Bizim ülkemizde metropollerde bu çoğalma, bir taş çatlasa iki çocuklu sınırlı iken…
Varoşlarda ya da ülkemin doğu, güneydoğu, karadeniz illerindeki çoğalmanın maşallahı var.
Bir evde sekiz, on çocuk.
Tabii yaşlı gezegenimiz, dünya bu yükü taşıyamayacak hale geliyor.
Bile bile tabiat ananın özelliği ile oynamak, gittikçe artan ağırlıklarımız…
Neyse, tek tek dramatik nedenlerini saymadan vazgeçip…
Sonuç batma sınyalleri veren dünya korkarım bir gün yok olacak.
Yaşlı dünya bu durumda iken, hükümet adamımızın sözlerine kulak verelim.
“Her aileye 3 çocuk” diye inatla söylemini fırsat buldukça tekrarlıyor.(Hemde en  az)
Zamanlı zamansız, ama her yerde.
Ben “Ne ile besleyecek, nasıl okutacak?” gibi ahret sorularını sormama gerek yok diye düşünüyorum.
Şu da var, doğurmak , evlat sahibi olmak inanılmaz mutluluk.(kaç tane olursa olsun)
Peki, onun istikbalini güvence altına almak, iyi beslemek, okutmak,vs vs nasıl olacak?
Zor hele bu devirde çok zor.
Ne derler büyüklerimiz “İmam bildiğini okur” .
‘üç çocuk ‘ sesini hep duyacağız, istemesek de.
Doğum, bebek.
Dünyanın dört bir yanında hergün milyonlarca kez yaşanılmasının ve tekrarlanmasasının “Mucize” olmasını engellemediği tek şey ‘Doğum’.
Bu ka, ben bu gün doğum ya da çok çocuk sahibi olmanın getirilerini, götürülerini anlatacak değilim.
Ya, derseniz; Hani bir tarihte yapılan araştırmalarla gündeme oturan…
” Bebeklere müzik dinletmek (özellikle mozart) zeki yapıyor” diyorlardı…
E-eee durun ya açıklıyorum.
Çoğu söylemlerin ya da araştırmaların da olduğu gibi başkaları çıkıp bu tezi çürüttü.
Daha doğru söylemem gerekirs, bir palavra daha deşifre oldu.
Avusturyalı bir bilim adamı sayesinde.
Bizim Türk uzmanları bu söyleme “Tamam zeki yapmaz ama duygusallıklarını geliştirir” demişler.
Haydaaa!
Ben hiç birini kabul etmiyorum.
Atlayın bunları efendim.
Bir “Gen” olayı var.
Ailenden ne gibi hastalık ya da ne bileyim arızalar varsa, sende çucuğa geçtiği gibi zekilik de genlerden geçen bir olgu.
Yalnız zeki de olsan kitap okumadıktan, çoğu şeyi sorgulamadıktan, kendini bir şekilde geliştirmedikten sonra zekilik, geri zekalığa dönüverir.
Yerinde sayar çünkü.
Yani!
Herkesin temeli belli.
Sen o temelin üzerine kaç kat çıkabiliyorsun ona bak.
İşini bilen, kendini yetiştiren gökdelen gibi olur, işini beceremeyen gecekondu gibi kalır.
Eh bir de o gecekonduya birilerinin sözüne güvenerek üç çocuk eklersen, yapacak bişey yok demektir.
Ne diyebilirim.
Kendi düşen ağlamazmış…