KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI

0
48
Ünal Tümin

Değerli okurlarım, 2018′ in on iki ayından ilkini milletçe yaşadığımız  “acı- tatlı olaylarla” devirip geçtik!.. Hatta, “Cüce Şubat” ın ilk iki gününü bile kullanmaya başladık…

Güney sınırlarımızda ABD ve Rusya güç gösterisi yaparken bizi de içine çekmeye çalıştığı kavgaya sadece “Zeytin Dalı” uzatarak giriştiğimiz 14 günlük operasyonun faturası ortada. Tabii ki söz konusu “vatansa” 80 milyon 810 bin 525 kişi ” gerisini teferruattır” deyip, TSK’nin yanında maddi- manevi güçle durdu;, durmaya da devam edeceğiz. Vatanımın üstüne namahrem eli değmesin diye gerekirse kadın- erkek top yekun cepheye koşacağız. Tıpkı Ampüte milli takımımızın tek kollu kalecisinin “Beni de cepheye gönderin” dediği gibi…

* * *

Evet yukarıda da değindiğim gibi 2018′ in 32 gününü “acı-tatlı anılarla”  kullandık, geri kalan 335 günü de yaşayıp göreceğiz.

Ama nasıl?

Evet nasıl, hangi şartlar altında? İşte bütün mesele burada!..

Her konuda üst üste gelen zamlar, hatta vatandaşa ceza üstüne ceza kesen bazı görevlendirilmiş trafik polisleri, halkı adım atmaktan bile usandıracak bir bir görüntü arz ediyor. İnanın, 2018′ deki serüvenimiz böyle mi devam edeceğiz hissine kapılıyor insan! Oysa ki, başta ben polisimize ve ordumuza çok güvenenlerdenim…

“Allah sonumuzu hayır eylesin!”

Bakın bu sözü ben değil, sokaktaki vatandaş söylüyor; basın- yayın organları da sabah- akşam bunu gündemine alıyor!

Hatta daha ileri gidenler bile oluyor. Bazıları “ekmek elden su gölden” sözünü “vesikalı bir şekilde” hüzünle hicvederek diyor ki; “Benzine zam üstüne zam geldi, 6 liraya dayandı. Dünyanın önde gelen tarım ülkesi iken bugün yanlış tarım politikaları yüzünden hayvan yemini- etini, sofralarımızın olmazsa olmazımız pirinci, fasulyeyi , mercimeği dışarıdan alıyoruz…”

Bakın, daha dün İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Gaziemir’deki Fuar İzmir de açılan 13. Groexpo Fuarı (Uluslararası Tarım, Tarım Makineleri, Hayvan ve Seracılık) için düzenlenen törende bunu dile getirenlerde oldu.

İstanbul’dan gelen bir grup kendi aralarında konuşurken, benzine gelen zamla beraber  Avrasya Tünelinden tek yönlü geçiş ücreti otomobiller için 16.60 Tl. den  21 TL. çıkarılmış, uygulanmaya bile başlamış…

* * *

Belki de sizler de duymuş veya bizzat tanık olmuşsunuzdur. Birçok caddede eli makbuzlu trafik polislerinin kol gezişi vatandaşı üzmeye başlamış. İşte geçen gün bir meslektaşımın yakının cenaze törenine yetişmek için Hatay Caddesinden Alsancak’a gitmek için aksayan otobüs seferleri yüzünde bir ticari taksiye binmek zorunda kaldım. Şoförün ilk sözü radyodan dinlediği son haberi bana aktarmak oldu: “Abi bugün benzine yine zam geldi.” Yani şoför, litresi 6 liraya dayanan benzin için “Dünyanın en pahalı benzini” ile yol aldığımı ifade etmek istiyordu!

Vatan sağ olsun deyip hedefime ulaştım.

* * *

Yine Hatay Caddesinin Üçkuyular uzantısında kilometrelerce uzayan cadde üstündeki park etmiş araçların önünden geçerken bir konuya kulak kabartıp durdum. Genç bir hanımın kucağında uyumuş çocuğu ve elindeki zamlı alış- veriş torbalarını akşam karalığında telaşla arabasından evine gidişinin ardından bir trafik memuru  sadece onun  ufak tefek aracına 200 TL’ lık park cezası yazmış. Güya genç hanım o boyuttaki küçük arabasını, özürlüler için ayrılan park yerine bırakmış…

Konu böyle bitse iyi! O hanım ilk rastladığı trafik noktasına cezasını “vatan aşkı” ile ödemiş. sonra çocuğunu kreşe bırakmak ve de oradan da işine gitmek üzere arabasına yönelmiş. Arabanın yerinde yeller esmiş! pahalı benzinli  taksiye binip arabasının peşine düşmüş. Şehir dışında bir parka (Balçova) aracının çekildiğini öğrenmiş. Orada da 108 Tl’ lik bir ceza daha ödemiş iyi mi!..

Orada konuşulan o kadar konu var ki; Hatay caddesinin iki kıyısında çift sıra kilometrelerce uzayan araba kuyrukları arasında “eli kolu dolu kucağındaki çocukla arabasından inen hanımı nasılda takip etmiş bu trafik memuru!” diyenler o kadar çok ki!

Bana sorarsanız; özürlüler için ayrılan bu yere arabasını mecburen bırakmak zorunda kalan kucağında çocuğu ile evine çar naçar yönelen hanımın arkasından bu yapılanlar kimse kusura bakmasın art niyet ararım! Toplum kuralıdır; otobüslerde bile yazıyor, sakatlara, hamilelere, çocuklu hanımlara, yaşlılara yer verin”  diye…

Ama bugünden itibaren oralarda gezip vatandaşa reva görülen konuları takip edeceğim.

Bir vatandaş kulağıma şöyle fısıldadı: “Abi buna kırk katır mı istersin, kırk satır mı dönemi denir!”

Haydi hayırlısı, bakalım bu hafta boyunca daha neler görüp, dinleyeceğiz!..