Karavan, çadır ve kamp turizmi

0
36
Hakan Kanber

Çok sayıda dinamik ekonomi ayağının yanı sıra çevre ve doğayı da yakından ilgilendiren önemli bir konu: Karavan, Çadır ve Kamp Turizmi…

Karavan, Çadır ve Kamp Turizmi klasik seyahat ve tatil anlayışından sıkılanlar, taze bir nefes arayanlar ve yeni bir ufuk bulma arayışında olanlar için bulunmaz fırsatlar yaratıyor.
Bu konu, batılı ülkelerde popülerliğini hala koruyor. Ülkemizde ise son yıllarda gelişme gösteren önemli bir alan olarak karşımıza çıkıyor.
‘Karavan, Çadır ve Kamp Turizmi’ Amerika ve Avrupa’da birçok insan tarafından uzun yıllardan beri tercih ediliyor. Ülkemizde ise son zamanlarda yoğun ilgi gören bir turizm çeşidi haline geldi.
Klasik tatil anlayışından sıkılan insanların farklı turizm arayışları bu sonucu doğurdu.

 

Ülkemizde karavanla gitmenin mümkün olmadığı bir yer, neredeyse yok.
Doğal güzellik, tabiat, deniz, tarihi ve kültürel zenginlik açısından oldukça zengin bir ülkeyiz.
Bilindiği gibi; Ege ve Akdeniz kıyıları oldukça fazla tatil seçenekleri sunar.
Karadeniz’in yemyeşil ormanları ve tertemiz bol oksijenli havası ayrı bir kategoridir.
Anadolu’nun birçok noktasında kar tutan dağlar ise kış sporu meraklıları için en iyi adreslerin başında gelir.
Özetle; hem deniz hem de kara için en ideal turizm alternatiflerinden biridir Karavan, Çadır ve Kamp Turizmi.

 

Kamp ve karavancılık ‘Kırsal Doğa Turizmi’ olarak da nitelendiriliyor. Kırsal doğa turizmi; hem kırsal yerleşmelerle iç içe olan hem de doğal kaynaklara dayalı bir turizm türü olarak biliniyor.
Birçok olumlu etkilerinden dolayı, turizmde gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde, var olan turizm türlerinin alternatifi ya da tamamlayıcısı olarak, önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.
Doğal cennet Türkiye’de de ‘Kırsal Doğa Turizmi’nin, sayısız yararları göz önüne alındığında; ülkemiz turizmine büyük ekonomik destek verebileceği yadsınamayacak bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Başta, turizmin yıl içinde belirli aylardaki yoğunluğunun azaltılması ve turizmin ülke coğrafyasındaki eşitsiz dağılışını gidermeye katkısı bulunabilir.
Öte yandan, değişik ve bilinçli yerli/yabancı turist gruplarından talep yaratarak pazarımızın genişlemesini sağlayabilir.
Doğa turizminin diğer turizm türleriyle kolay entegre olabilme gücü, onlara dinamizm verebilir.
Kırsal turizmin, sürdürülebilir turizm anlayışı ile en uyumlu bir turizm türü olduğu otoritelerce kabul edilen bir gerçekliktir.
Kırsal turizmin doğal ve kültürel mirasımızın korunmasında ve dünyaya tanıtılmasında da önemli bir işlevi vardır.
Ayrıca bu sektöre hizmet eden imalatçı, yapımcı, lojistik destek sağlayıcı, kamping gibi irili ufaklı sayısız işletmeye önemli bir gelir kaynağı yaratabilir.

 

Peki, tüm bu olumlu özelliklerini sıraladığımız, önemli ekonomik potansiyele sahip konu Türkiye’de nasıl işliyor?
İşlemiyor…
Daha doğrusu bilerek ya da bilmeyerek işletilmiyor/işletilemiyor…
Devlet denetiminde, onlarca yıllığına özel sektöre kiralanan ve ‘Milli Park’ statüsüne sahip, doğa şaheserleri, hoyratça bir ticari alana dönmüş durumda.
Karavan, çadır veya günübirlik piknikçilerin ‘kiralama’ yöntemiyle kullandığı bu yerlere, bir giden bir de gitmeyen pişman…
Bunun dışındaki ‘serbest’ tabir edilen doğal alanlar ise denetimsizliğin yarattığı yok oluşu yaşıyor.
Daha ziyade doğa bilincinden yoksun insanların rahatça kullandığı bu alanlar, yangın ve çevre kirliliği başta olmak üzere birçok tecavüze açık durumda.
Konumuna göre; yerel yönetimler, orman müdürlükleri, jandarma veya polis yetki alanlarında bulunan serbest kamp alanlarına yeterli koruma/denetim sağlanmıyor.

 

Özellikle karavan turizminin ise kelimenin tam anlamıyla önü kesiliyor.
Milyarlarca liralık bir ekonomik gelir, basit ve ucuz yöntemlerle göz ardı ediliyor.
Her gün trafikte fink atan hafif ticari araçlarla aynı kefeye konulan karavanlara uygulanan ve dudak uçuklatan trafik sigortası fiyatları inanılır gibi değil: 4-5 bin liralardan başlıyor!
Belli dönemlerin dışında sürekli ‘park’ halinde olan bu karavanların sahipleri, adeta yolunacak kaz gibi görülüyor.
Karavanların ‘her yıl’ muayeneye tabi tutulması (!), şehirlerarası yollarda ikide bir durdurulup kantarlarda tartıya alınmaları (!) sıradan şeyler…
Bu farklı turizm alanını teşvik etmek yerine, önünü kesmek/caydırmak adına yapılan her türlü olumsuz uygulamaya karşın; sektör, sessiz ve derinden sürekli büyüyor.
Çığ gibi büyüyen ve sayıları yüzlerle ifade edilen dernek statüsü almış kuruluşlar, hemen her il ve ilçede önemli faaliyetlere imza atıyor.
Olayın sosyal medya ayağı da boş durmuyor. Devlet yetkililerinin dikkatini çekmek, halkı bu konuda bilinçlendirmek ve sektöre fayda sağlamak adına oluşturulan platformlar, hatırı sayılır üye sayılarına ulaşıyor.