Gündemde; tütünün hikâyesi!

0
25
Yaşar Eyice

*- Memnun etmek kolay değil!

Tütünün hikâyesini dinlemek için yine yollara çıktım.

Daveti yapan Ahmet Atalık idi…

TMMOB ZMO İstanbul Şube Başkanı olan Ahmet Atalık, ‘Tütünün Hikayesi’nde; ‘Tekelin özelleştirilmesinin ardından gelinen nokta, Tütün mamullerine karşı verilen savaş, Ulus ötesi şirketlerin yeni hamlesi ve Gençliği koruma mücadelesinin’ bulunacağını belirtiyordu, davetinde…

Peki konuşmacı kim idi?

Prof. Dr. Elif Dağlı…

Aynı zamanda ‘Sağlığa Evet Derneği Başkanı’ da olan Prof. Dr. Elif Dağlı, yaşamını bu işe vermiş, ender idealist insanlarımızdan biri…

Kendisini Barış Manço Kültür Merkezi’nde dinlemek için Kadıköy’e gittim.

Yani İstanbul’a…

Yolda, ‘Ben köylüyüm!’ dedikten sonra ‘Ama Kadıköylüyüm!’ diyen şakacı arkadaşlarımı anımsadım:

Örneğin; Murat Eştürk’ü, Kadir’i, Turgut Uluhan’ı…

Bir de fotoğraf sanatçısı var; Kamalpaşalı Mehmet Özdoğru…

Yüksek Lisans öğrencisi olan yani eğitim olarak birçok kişiden yukarıda bulunan Mehmet Özdoğru, ‘Köylü’ diyenlere Gazi Mustafa Kemal’in ünlü sözünü anımsatıyor:

‘Köylü milletin efendisidir!’

*- Daha önce ihracatcılarla….

İstanbul’a ‘tütün’ ile ilgili ikinci gidişim…

Birini İzmirli bir grup gazeteci ile yapmıştık…

İzmirli tütün ihracatçısı Güreller’in davetlisiydik sanıyorum.

Başkan İzmirli Mahmut Özgener o günlerde Futbol Federasyonu ile ilgilendiği için ‘Dünya Başkanı’nın da katıldığı toplantıya gelmemişti.

Sanıyorum şu anda; Kazım İ. Gürel Denetim Kurulu üyesi…

Ama bizimle konuşan bir başkası idi…

Hafızamı zorluyorum ama bulamıyorum.

Ama aklımda kalan şuydu:

‘Amerika bize kazık atıyor!’

Yani Türk Tütününün ekimini yasaklattırıyor, ama elindeki işe yaramaz ‘kapa’ denileni satıyor…

İhracatçılar, müşteri olduğunu ama bu nedenle dünya piyasasını elimizle Amerikalılara ve bir iki diğer ülkeye veriyoruz.

Dedikleri şu idi:

‘Kontrol altında üreticimiz yetiştirsin ve iç piyasaya değil dış piyasaya verelim!’

Yine anımsadığım kadarıyla Çin’den, Japonya’dan, Amerika’dan, Bulgaristan ve Yunanistan’dan sözler etmiştik.

Anlatılanlar hep aynı kapıya çıkıyordu:

‘Türkiye bindiği dalı kesiyor!’

Açık açık söylenmese de dolaylı yönden anlatılmak istenen şuydu:

‘Bize ne başka ülkeler, biz ticaretimize bakalım, birincilikten alt sıralara düşmeyelim!’

Bu arada anımsatmak istiyorum:

Murat Demircan’dan öğrendiğime göre;

Ege Tütün İhracatçıları Birliği, 1969 yılında Ege Bölgesi’nde yer alan tütün ve tütün mamulleri ihracatçılarının tek bir çatı altında toplanması amacıyla kurulmuş.

 50’ye yakın üyesi bulunan ve Türkiye’de tütün ve tütün mamulleri sektöründe faaliyet gösteren tek birlik olan Ege Tütün İhracatçıları Birliği kayıtlarından yılda 900 milyon dolar üzerinde ihracat gerçekleştiriliyor.’

*- Bir şekilde öğreniliyordu…

Tütün piyasalarını birçok kez takip ettiğim için özelikle Ege üreticisi için ne kadar önemli olduğunu biliyorum.

Yine anımsadığım kadarıyla; tüccarın piyasa fiyatını bir şekilde bakanların açıklamasından önce öğrendiklerini ve eksperlere bu yönde talimat verdiklerini biliyorum.

Şu kadarını söyleyeyim;

Recep, Gürbüz- Sezgin Can aynı aileden yetişen ünlü eksperlerdi.

Dahası Michael Böhme aile dostum olmuştu.

Yunanlı eşi ile Bornova Bölge’de, Billur Tuz’un yanındaki Tütün Tex’in çalışanıydı.

Sonra yine arkadaşımız Viktor ile yolları ayrıldı,

Viktor Asya ve Afrika ülkelerine gönderildi.

Michael Avrupa ve Amerika’ya…

Sonuçta,  Michael Böhme yükseldikçe, yükseldi ve ‘Dünya Başkanı’ oldu dev Amerikan firmalarının,…

Aynen Muhtar Kent’in 140 milyarlık Coca Cola’nın en başındaki Türk olduğu gibi…

Şu anda emekliliğini Lozan’da kutlayan, kızının üniversiteyi bitirmesini bekleyen Türk Dostu  Michael Böhme’den nedense yararlanamadık.

Bu arada şunu da belirteyim:

Michael Böhme sigara kullanmıyor…

Çünkü dünyaya pazarlayan bu Alman sigaranın zararlarını biliyor…

Bu arada şunu da belirteyim;

Bülent Ecevit Başbakan olunca üreticiye verdiği sözü tutmuş ve tütün baş fiyatını üç misli arttırmıştı.

4 kusur liradan yaklaşık 12 liraya yükseltmişti.

Bu tüccarın işine gelmemişti.

Aslında sıkıntı bu büyük artışla birlikte oluşturulmuştu…

*- Fayda kimden geliyor?

Kadıköy’de kaç kişiye ‘Barış Manço Kültür Merkezi’ni sordum, bilen yok!

Bir iki kişi de yanlış adres verdi…

Sonunda temizlik işçileri imdadıma yetişti.

Biri beni aldı, Bornova Küçükpark’taki kafeler gibi bir alandan, yollardan geçirerek ‘İşte burası’ diyerek götürdü.

Hatta binanın dış cephesindeki yazıyı da okuttu:

‘Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi!’

*- İç içe girmiş bir toplum

İçeri girdim, ‘Tütün toplantısı nerede?’ diye sordum…

‘İkinci katta!’ dediler ve bir görevli yardımcı oldu:

Asansörde ‘Mühendis misin?’ diye sordu…

‘Hayır!’ dedim, onun görevini  sordum:

’17 yıldır temizlik ile ilgileniyorum!’ dedi.

Demek ki, Kadıköy’de temizlik işçilerinin özel bir yeri var…

Esnafın haberi yok…

Halbuki belki de Türkiye’de en fazla özel tiyatronun ve okulunun bulunduğu yer bu Kadıköy…

İlk aklıma gelenler Müjdat Gezen ile Haluk Bilginer falan…

*- Sıkıntı hep aynı… Okuyan da dinleyen de yok!

Bir üzücü nokta da şu:

Salonda sadece ve sadece benimle ve görevlilerle birlikte 25 kişi vardı…

Yani her zaman her yerde olduğu gibi boştu…

İzleyicilerin tamamı 50 yaşın üzerinde idi.

Sadece birkaç kadın bulunuyordu.

Yolda zaman kaybettiğim için salona girerken, birkaç kişi dışarı çıkıyor, sahnedeki Prof. Dr. Elif Dağlı ise ‘Sigara içenler, anlattıklarımdan hoşlanmadılar galiba!’ diyordu.

Huşu içerisinde anlattıklarını dinledim.

Etkilendim….

Amerikan ve İngiliz şirketlerinin oyunlarını öğrendim.

Beyin yıkamalarını görünce şaşırdım.

Ve de kimleri nasıl satın aldıklarını da belgelerle ortaya koydu.

İnanılacak gibi değil ama TEKEL’in faydasını, Türk üreticinin feryadını bile dile getirdi.

Kadınların halini rakamlarla anlatınca şaşırmamak elde değil…

İşin garibi  Elif Dağlı ‘Tütünün hikayesini’ dillendirirken, hiç not almadım çoğu zaman olduğu gibi, sadece aklıma yerleştirdim.

Zaman zaman sizinle paylaşacağım…

Şimdi bir başarı hikayesini de sizinle paylaşacağım…

Bakalım siz ne diyeceksiniz?

*- Tenkit edeceğim noktalar var!

Altı Nokta Körler Derneği Kadın Meclisi’nin ‘Görmüyoruz Ancak Kıyafetlerimizin Rengini Kendimiz Seçmek İstiyoruz!’ diyerek başlattığı kampanya ve 66 binden fazla kişinin desteği sayesinde, görme engellilerin hayatından bir engel daha kalktı.

Kampanyanın muhatabı LC Waikiki, akılı telefonlarda kullanılmak üzere barkod okuyarak görme engellilerin o ürün bilgilerine ulaşabileceği bir uygulama geliştirdi.

*- Başarı birlikle gelir!

Artık görme engelliler de, kimseden yardım almadan, tek başına kıyafetlerinin rengini seçip, kendi seçtiği rengi istediği gibi kullanabilecek. Çamaşır makinesinde çamaşır yıkamak istediklerinde, kıyafetlerinin renklerini açık ya da koyu olarak tek başına gruplayabilecek.

Bu başarı bir araya gelindiğinde neleri mümkün kılabileceğimizi gösteriyor.

Benzer çalışmayı sigara konusunda da yapabiliriz.

Belirttiğim gibi arada konuya artı ve eksisi ile gireceğim…

***-

GÜNCEL

*- Kimseyi memnun etmedi

Sigara ve tütün ile ilgili gelişme ve kararları anlatacaktım ama salonu terk eden üç beş kişi gibi memnun olmayanlar olacağını düşündüğümden ara verdim.

Bu kez yine toplumun büyük bölümünü ilgilendiren bir konudan söz edeceğim:

Süper Ligde 7 hafta geride kalırken, oynanan toplam 63 maçta 19 farklı hakem görev yaptı.

Yapılan incelemeye göre, yönettikleri 5’er maçla Fırat Aydınus ve Cüneyt Çakır ön plana çıkarken, hakemlerin geride kalan 7 haftada 21 kırmızı 312 de sarı kart kullandığı belirlendi.

En fazla kırmızı kartı 6 kartla Ali Palabıyık çıkarırken, genç hakem özellikle Fenerbahçe–Beşiktaş derbisinde çıkardığı 5 kırmızı kartla dikkat çekti.

Mete Kalkavan, Ümit Öztürk, Cüneyt Çakır ve Fırat Aydınus ise 2’şer kez kırmızı kartlarına başvurdular.

Ayrıca Cüneyt Çakır 33 kartla  en fazla sarı kartını kullanan hakem oldu. Süper ligde hakemler toplam 33 kez penaltı kararı verirken, en fazla penaltı noktasını gösteren hakem ise 5 penaltı kararı ile Ali Palabıyık oldu.

Palabıyık’ı 4’er penaltı ile Alper Ulusoy ve Halis Özkahya takip etti. Ligde en fazla kırmızı kart gören takımlar ise 4’er kırmızı ile Beşiktaş ve Fenerbahçe olurken Trabzonspor ise 26 sarı kartla en fazla sarı kart gösterilen takım oldu.

*- En çok penaltıyı Göztepe kullandı

İlk 7 haftada toplam 33 penaltı kararının verildiği ligde lehine en çok penaltı kararı verilen takım Göztepe olurken, İzmir temsilcisi penaltıdan ligin en fazla gol atan ekibi ünvanının da sahibi oldu.

Toplam 15 takımın penaltı vuruşundan golü bulunan ligde Konyaspor, Kayserispor ve Osmanlıspor henüz penaltıdan gol atamadı.

Göztepe’nin ardından en çok penaltı golü bulunan ekipler, 4 golle Fenerbahçe, 3 golle Alanyaspor, 2’şer golle Yeni Malatyaspor, Kardemir Karabükspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor, birer golle ise Antalyaspor, Beşiktaş, Bursaspor, Sivasspor, Galatasaray, Gençlerbirliği, Başakşehir ve Akhisarspor oldular.

*-  ‘Çocukların fikirleri, geleceğin projeleri’

Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen Avrupa Yerel Demokrasi Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilerin yerel yönetim sistemini daha iyi tanımak için çocuk meclisi oluşturuldu. Gizli oylama ile yapılacak çalışma belirlendi.