Akşener: Korkmam, sinmem söz konusu olamaz

0
4

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, İstanbul Beylerbeyi’ndeki evinin önünde yaşanan gerginlik için, “Büyük bir yönetim boşluğu olduğunu düşünüyorum. Böyle bir cesaretin nasıl bulunduğunu sorgulamak gerekir” dedi. MHP lideri Bahçeli tarafından tehdit edildiğini söyleyen Akşener, “Korkmak, sinmek gibi bir durum söz konusu olamaz” ifadesini kullandı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile aralarında sosyal medyadan başlayan polemiğin ardından evinin önünde yaşanan gerginlikle ilgili Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e açıklamalarda bulundu.

Akşener, “Siyasetçiler arasında görüş ayrılıkları olur, birbirlerini eleştirebilir. Bir siyasetçinin evinin önünde eylem yapılması şimdiye kadar kimsenin aklına gelmedi. Türkiye işte böyle bir ruh hali içinde. Hayretler içindeyim. Böyle bir olay siyasi tarihimizde yok” dedi.

Söz konusu durumun devlet açısından büyük bir kusur olduğunu söyleyen Akşener, “Çünkü bu ülkenin bütün insanlarının namusu, şerefi, can güvenliği, bu devleti yönetenlerin ve bu devletin emanetindedir. Sadece siyasetçilerden söz etmiyorum. Çok büyük bir yönetim boşluğu olduğunu düşünüyorum. Böyle bir cesaretin nasıl bulunduğunu sorgulamak gerekir. Borazan medyasının hadiseden sonra yazdığına çizdiğine baktığım zaman olayı tevil etmeye yöneldiklerini görüyorum” ifadesini kullandı.

Akşener şöyle devam etti:

— Burada tabii hadisenin vahametini örtmeye yönelik bir çaba var ama örtülemez. Yani eğer burada kafa eğseydim, bunu geçiştirmeye kalkışsaydım; bütün siyasiler benzer olaylarla karşı karşıya kalırdı.

‘SÖYLENENLERİ ANLATMAYA TERBİYEM MÜSAADE ETMİYOR’

— İki ayrı siyasi parti var. Dolayısıyla biz eleştirmeyecek miyiz? Doğru bulmadıklarımızı söylemeyecek miyiz? Elbette söyleyeceğiz. 3 yıldır Balgat’tan (MHP Genel Merkezi’nin bulunduğu bölge) bana doğru yani bizzat şahsıma yönelik söylenenleri ortaya koymaya, anlatmaya terbiyem müsaade etmiyor.

– Dolayısıyla ipin ucu kaçtı. Şunu da söylemek lazım, ben yani ecel ne bir nefes evvel ne bir nefes sonraya inanan bir insanım. Buna iman etmiş bir insanım. Benim açımdan bu manada korkmak, sinmek gibi bir durum söz konusu olamaz.

— Ancak herkes diline, tavrına, salvolarına dikkat etmek durumunda. Böyle bir şey olur mu? Bir partinin genel başkanını başka bir partinin genel başkanı tehdit ediyor.

— Edep dışı, ahlak dışı bir cümlem yok benim. Sayın Bahçeli’ye karşı böyle bir şeyim olmadı. Ama sayarsak kendisinin yönlendirmesiyle bana karşı yapılan o nitelemeleri sokağa çıkamaz. Dediğim gibi aile terbiyem müsaade etmiyor bunları söylemeye.

‘BAHÇELİ TARAFINDAN NET BİR ŞEKİLDE TEHDİT EDİLDİM’

— Enteresan olan nedir biliyor musunuz? Bahçeli meselesi ayrı da, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın devri iktidarında sadece benim karşılaştığım bazı olaylar var. Daha evvel 7 Haziran seçimlerinde çok ağır bir iftiraya uğradım.

– Yine 19 Haziran, MHP ile ilgili kongreden sonra Balgat üzerinden torunumun mezhebine kadar giden çok ağır iftiralara uğradım. O aradaki geçenleri saymıyorum. Son olarak da evimin kapısına kadar geldiler. Bunların hepsi Tayyip Bey’in devri iktidarı döneminde oluyor. Bu da çok enteresan. Türkiye’de bu yönetim zafiyetinin ortadan kalması lazım.

— Bu olaydan sonra beni MHP’den arayan olmadı. Bir milletvekili ve genel sekreter üzerinden açıklama yaptılar. Beni arayan olmadığı gibi daha sonra da bir başka genel başkan yardımcısı tarafından “Hiçbirimizin haberi yoktu” denilerek Üsküdar İlçe Teşkilatı görevden alındı. En azından bu görevden alınmayı bile sağduyu işareti olarak görüyorum ben.

— Bir kere bununla ilgili devleti yönetenlerin bir tavrı olması gerekiyor. Türkiye’yi yol geçen hanına çevirme mantığının ortadan kalkması gerekiyor. Devlet ciddiyetinin ortaya konması gerekiyor. Benim yaşadığım hadiseden sonra işte o devlet ciddiyeti devreye girmeli. Yargının doğru işlemesi gerekiyor.

— Ben, Devlet Bahçeli tarafından net bir şekilde tehdit edildim. Oraya gelen insanlara yönelik bir tavrım yok. Talimatı almışlar, gelmişler ama ne yazık ki bu insanlara her zaman olduğu gibi bir sahip çıkma olayı da olmadı. Ortada bırakıverdiler.