Endometriozis, dünyada 15 ila 49 yaşlarındaki her 10 kadından birinde görülüyor. Rahim içindeki endometrium dokusunun karın boşluğundaki başka dokulara yerleşmesine yol açan hastalık, ağrılı cinsel ilişki, hazımsızlık, kabızlık, karın ağrısı, ağrılı adet veya adet düzensizliği gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.

Endometriozis kronik bir hastalıktır. Birçok kadının menopoza kadar gelip geçen şikâyetleri vardır. Endometrioziste tedavi için çeşitli seçeneklerinizin olduğunu aklınızda tutun. Bir kadın hangi tedavinin kendisi için doğru olduğuna karar vermek için doktoruyla işbirliği yapmalıdır.

ENDOMETRİOZİS EN ÖNEMLİ KISIRLIK NEDENLERİNDEN BİRİ
Endometriozis infertilite (kısırlık) arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Açıklanamayan infertilitesi olan hastalara laparoskopi yapıldığında bunların %25-50 sinde endometriozisle karşılaşılmaktadır.

Endometriozis vakalarında folikül gelişiminde (yumurta oluşumunda) bir yetersizlik olmaktadır. Öte yandan endometrioziste periton sıvısında artış görülmektedir. Artan bu periton sıvısı bazı toksik faktörler içerir, bu da hem döllenmeyi, hem de embriyo gelişimini negatif etkilemektedir.

Ayrıca endometriozis olgularında salgılanan bazı antikorlar endometriumun embriyoyu kabul etmek özelliğini bozabilmekte, böylece embriyonun rahim içine yerleşip tutunabilmesi mümkün olamamaktadır.

Kadının yaşı, infertilite süresi, pelvik ağrı ve endometriozisin evresi bir tedavi planı çizerken göz önüne alınmalıdır.

KRONİK PELVİK (GENİTAL BÖLGEDE) AĞRI
Kronik pelvik ağrı, 6 aydan uzun süren, devamlı ya da ara sıra ortaya çıkan ve cinsel birleşme ya da adet kanaması ile ilişkili olmayan alt karın ağrısıdır. 15–50 yaş arasındaki kadınların yüzde 5 ila 20’sinde görülen kronik pelvik ağrının çok farklı nedenleri olabilir. Barsak hastalıkları, idrar torbası ve idrar yollarına ait hastalıklar, leğen kemiğinin içini dolduran taban kasların zayıflığı veya spazmı, kemiklere ait hastalıklar ve en önemlisi jinekolojik hastalıklar kronik alt karın ağrısına sebep olabilir. Her kronik ağrıda olduğu gibi psikolojik ve sosyal faktörlerin katkısı önem taşır. Psikolojik olarak iyi durumda olmayan ve sosyal çevresi kötü olan olgularda ağrı çok daha şiddetli hissedilir. Pelvik ağrının nedenini tespit etmek ve buna göre tedavi uygulamak önemlidir. Çünkü pelvik ağrı kadınları mutsuz eden, hatta eş, aile ve iş yaşamlarını derinden etkileyebilen yaşam kalitesini bozan bir sorundur.  Bu sebeple tedavide hastaya yeterli zaman ayırarak, korku ve kaygılarının giderilmesi önemlidir. Ağrının kaynağı olarak jinekoloji dışı nedenler düşünülüyorsa; gastroenteroloji, üroloji, psikoloji, fizik tedavi branşları ile işbirliği yapılabilir.

Jinekolojik sorunlar araştırıldığında kronik pelvik ağrısı olan kadınlarda en sık rastlanan iki durum endometriozis ve yapışıklıklardır. Bunun dışındaki nedenleri şöyle sıralamak mümkün:
Miyomlar
Yumurtalık kistleri
Rahimin ters durması
Pelvik konjesyon (“göllenme”)
Zor doğumlar

KRONİK PELVİK AĞRI HASTALARI DOĞRU BESLENME VE YAŞAM TARZI İLE ŞİKÂYETLERİNİ HAFİFLETEBİLİR
Kronik pelvik ağrının tedavisinin etkin olabilmesi, hastaların yaşam kalitesinin arttırılması için önemli olan ağrı nedeninin bulunmasıdır. Her hastanın değişik yaşam şartları, günlük yaşam aktiviteleri bulunmasına rağmen, çoğu hastaların cinsel yaşamlarında sorun bulunmaktadır. Böylelikle yalnızca hastalar değil hastanın etrafında olan aileleri, eşleri de bu hastalıktan etkilenmektedir. Hemşireler kademeli davranış değişim şekilleri ile ağrıyla baş etme yöntemlerini etkin kılabilirler. Hastaya; diyet, ağrıyı azaltma, emosyonel stresi azaltma, cinsellik konularında eğitim ve danışmanlığı içeren eğitim programları düzenlenmelidir. Hasta eğitim broşürlerinin hazırlanması bu konuda yararlı olabilmektedir. Hastanın, kronik pelvik ağrı kontrolünde düzenli defekasyon ve miksiyonun önemini kavraması sağlanmalıdır. Pelvik taban kaslarında gerginlik, yeterince lifli gıda veya sıvı alınmaması ve fiziksel aktivitenin olmaması kabızlığa yol açabilmektedir. Kabızlık da kronik pelvik ağrı şikâyetlerini arttırabilir. Bu nedenle; lifli gıdaları tüketmek, bol sıvı almak ve mesaneyi irrite eden gıdalardan kaçınmak (çay, kahve, kola, çikolata, sirke, mayonez, alkol, elma, kayısı, eski peynir, soğan, muz, soya fasulyesi, üzüm, domates, baharatlı yiyecekler, aspartam, sakarin gibi) önemlidir.