Posts From Prof. Dr. Tülay Özüerman

Bir milletin elinden geçmişini, bayramını, coşkusunu elinden almaya kalkışıyorsanız, eline başka bir şey tutuşturacaksınız demektir. Ne olmak istediğinizde ısrarlı ve kararlı değilseniz, sizden olmanız istenensiniz… Duruşunuzu kımıldamadan koruyabilme kararlılığı göstermiyorsanız, duracağınız yeri gösterenin peşine takılmışsınız demektir. 1919 yerine, 2019!… Parlamenter

Halk oylamaları ile “halk”, sadece iktidarın isteklerini onay anlamında oydan öte olmayana indirgenirken, bunun kendi içinde kimin başkan olacağının ötesine geçemeyerek halk alanını boş bırakan  ve yeni olduğu iddiası ile tabanından kopan CHP kadrolarınca kolaylaştırıldığını görmek ve çare aramak zorundayız.

                Türkiye’nin AB ilişkileri, giderek endişe verici boyutlara tırmanıyor.  “Komşularla sıfır sorun” (!) adı ile yürütülmeye başlanan dış politika torbasından  gün geçtikçe yeni sorun üreten başlıklar çıkarken, sadece yakın değil, uzak mesafelerle de çatışma, uzlaşılan konuları da içerecek şekilde yayılıyor.

           Tüm Türkiye’nin 16 Nisan’a kilitlendiği, evet/hayır maçı(!) sonuçlandı. Uzun soluklu iktidar odaklı fiili yönetimin kapsama alanını anayasa ve yasaların dışına çıkarak genişlettiği; bu genişletilmiş alanda kendi yasalarını “fiili” olarak uygularken, baskılardan sadece sızlanarak, eşit olmayan koşullarda yarışmayı baştan reddedemeyen

          Herkese soruyorum; diyelim ki Pazar günü evinizde sandık kurulacak ve evde tek kişinin tüm yaşamınızla ilgili karar alması oylanacak. Sizler önceki haklarınızdan vaz geçeceksiniz. Size ve özgürlüğünüze ilişkin hiçbir vaat yok. Evinizdeki önceki haklarınızdan vaz geçer misiniz? Özgürlüğünüzün sınırları

               Daha adını bile koyamadılar; bunun adı anayasa değişikliği mi? Yoksa yeni anayasa mı yapıyoruz? AKP sözcüsü diyor ki, millet de artık anayasa yapma yetkisine sahip oluyormuş. Askeri anayasalar bitmiş, sivil anayasa sürecindeymişiz… Özetle bu!..               İyi de biz millet

AKLIN SESİ!…

          TV’de hangi kanalı açsak, karşımızda fesih yetkisi tartışması!… “Cumhurbaşkanı’nın fesih yetkisi var mı? Yok mu?”.  Evet diyen yok, hayır diyen var diyor. Ne gereksiz bir tartışma. Adeta cambaza bak!… Aynı zamanda parti başkanı olan Cumhurbaşkanı kendi listelediği isimlerden oluşan

“Founding fathers”, ABD’nin kurucularına verdiği isim, Türkçe’ye “kurucu babalar” olarak çevirebiliriz. Bu söz, devletin gücünü köklerinden aldığının ve kurumsallığın özeti aynı zamanda. Devlet’i, eski deyişle “Mülk”ü var eden anlayışı sahiplenmeden; mülk üzerinde sahipliğin olamayacağının da ifadesi.           Tarihimizin en büyük

           Bir 8 Mart klasiğini geride bıraktık yine.  Her yerde etkinlik vardı.            Ama artık  “etki” yok.              Sayısal olarak artan etkinliklerle bir şeyler yapılıyor görüntüsü içinde, kadın hakları alanının boşaltılışına karşı bir şey yapılamaz halimizi biriktiriyoruz.            Cumhuriyetle kazandığımız

            Bir yazarın, “seçimle gelen kral” başlıklı yazısı, Maurice Duverger’nin “Seçimle Gelen Krallar”(*) başlıklı eserine atıfla, halk oylaması sonucu “evet”e bağlanarak son buluyor. Gerekçesi ise toplumun bilinç altı/tarihsellik /“padişahlık”  ile ilintili ;  “Yürütmenin yasamadan bağımsız olacağı yeni sistem hem daha